Sadece itirafçılardan değil, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den öyle açıklamalar geliyor ki, şaşırmamak, donup kalmamak mümkün değil. Bir partide eskiden yanlış yapanlar, hırsına yenik düşenler ya da kirli işlere bulaşanlar "istisna"ydı. Son dönemde CHP'yi yönetenler bu istisna durumu kolektif hâle getirdi; cumhurbaşkanı adayından genel başkanına, belediye başkanından delegesine hepsi her şeyin içinde. Bir partide olmaz denilen her şey var CHP'de... Son örnek CHP'li Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım... Havlulu suçüstü olmasaydı bütün o rezilliklerin üstü örtülecek, "Dik dur eğilme, CHP seninle" sloganları eşliğinde çadırlar kurulacak, "Hak, hukuk, adalet" gibi güzel bir slogan bile kirletilecekti. Şu ilişkinin rezilliğine bakın, yakayı ele verince bırakın arkadaşına verdiklerini, bir parti genel başkanının eşine, kızına, babasına neler verdiğini ve neler yaptığını tek tek anlatıyor. Özkan Yalım'ın şu ifadesi siyasi paçozlaşmanın tap noktası: "2023 yılı sonunda CHP kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere Özgür Özel'e toplamda 1 milyon 200 bin TL nakit para verdim. 200 bin TL'lik parayı Özgür Özel'in Manisa'da bulunan evine nakit olarak götürdüm. Eve yaklaşınca Özgür Özel'i Whatsapp üzerinden aradım. Kendisi bana parayı evin bahçe duvarı üzerine, poşet içerisinde bırakmamı söyledi." "Poşet içerisinde para verdim" diyen sıradan biri değil, üç dönem CHP milletvekilliği yapmış bir belediye başkanı. Üstelik Özel'in kankası. Bu durumda herkesin aklına şu soru gelmez mi: Acaba "poşetsever" genel başkan 400'ü aşkın belediyeden nasıl yararlanmış? Böyle bir zan altında kalmaktan daha ağır ne olabilir? Ama bütün bunlar CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in umurunda değil. Oturduğu koltuğun farkında olmadığı gibi ne söylediğini de bilmiyor. Baksanıza önceki gün çıkmış bir televizyon programına, kendi belediye başkanını söylediklerini bırakıp Adalet Bakanı Akın Gürlek'i suçluyor, gazeteci Sinan Burhan'a saldırıyor, hızını alamıyor CHP'den AK Parti'ye geçeceği için öfkelendiği Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'a utanç verici bir öneride bulunuyor: "Biz senin arkanda dururuz, kocan bir yanlış yaptıysa gerekirse boşan." Burada bir seviye sorunu olduğu çok açık. Bir genel başkan, bir kadına nasıl "Kocandan boşan" diyebilir? CHP'li kadınlar susuyor ama Özel susmuyor. Daha önce de kendisini takipten çıkarması üzerine eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'na güya espri yaparak şöyle demişti: "Eski sevgilim değilsin ki seni takipten Instagram'da çıkarayım." Aklına hep böyle şeyler gelmesi herhalde yaşamıyla örtüşüyor ama bir parti genel başkanlığıyla örtüşmüyor. CHP tarihi boyunca iç tartışmalı ve "bagajı dolu" bir partiydi ama bir o kadar da ağırlığı ve siyasi duruşu olan bir partiydi. Son iki yılda yeni nesil siyasetçiler, CHP'yi artık tanınmaz hâle getirdi. Öyle derin bir bozulma var ki, bırakın siyaset bilimi ya da sosyolojiyi siyasi mizah bile bugünkü CHP'yi tanımlamakta zorlanıyor. Yine de durumu en iyi üç yıl önce Okan Bayülgen'in programına çıkan komedyen Feyyaz Yiğit'in "Lost" dizisi için söylediği ama CHP'ye uyarlanan sözler anlatıyor: "Öyle böyle değil, çok fazla bozdu yani. Önünü alamadık, öyle kötü bozdu yanı. Bozdu, bozdu, bozdu... Bir yerden sonra bozmaz diye bekledik. Daha da bozdu. Bir yerde duracak diye bekledik ama gene bozdu..."

‘Poşetsever’ bir genel başkan! hakkında detaylı bilgiler güncellenmektedir.