Bir zamanlar niş bir internet alışkanlığı olarak görülen podcast’ler, bugün milyonlarca kişinin günlük rutininin parçası. Peki bu sesli içerik kültürü nasıl doğdu ve neden bu kadar benimsendi? Detaylar haberimizin devamında…

İnternetin ilk yıllarında içerik üretimi büyük ölçüde metin ve görsel odaklıydı. Ancak hızlanan yaşam temposu, ekran yorgunluğu ve çoklu görev alışkanlığı, kullanıcıları yeni bir içerik tüketim biçimine yöneltti. Podcast kültürü tam da bu noktada doğdu.

Dinleyiciye gözlerini kapatma, ekrana bakmadan bilgiye ve hikâyeye ulaşma özgürlüğü sundu. Özellikle işe giderken, spor yaparken ya da ev işi sırasında tüketilebilmesi, podcast’i diğer dijital formatlardan ayıran en önemli özelliklerden biri hâline getirdi.

Podcast kelimesi, Apple’ın “iPod” markası ile “broadcast” (yayın) kelimesinin birleşiminden doğdu. 2000’li yılların başında blog yazarlarının ses kayıtlarını RSS üzerinden paylaşmasıyla temelleri atıldı.

2004 yılında eski MTV sunucusu Adam Curry’nin bu sistemi yaygınlaştırmasıyla podcast, daha geniş kitlelere ulaşmaya başladı. Başlangıçta amatör bir girişim gibi görülen bu format, zamanla profesyonel medya dünyasının da dikkatini çekti.

Podcast’in küresel ölçekte yayılmasında akıllı telefonların ve streaming platformlarının rolü büyük oldu.