İran’ın petrol ihracatı birkaç ay içinde günlük 1,9 milyon varilden 200-300 bin varil seviyesine gerilerken, artan yaptırımlar, deniz taşımacılığına yönelik baskılar ve döviz darboğazı Tahran’ı yeni bir ekonomik kuşatmayla karşı karşıya bıraktı. Büyüyen bütçe açığı, yüzde 70’e yaklaşan enflasyon ve değer kaybeden tümen, petrol zengini İran’ın giderek derinleşen bir finansal sıkışma dönemine girdiğine işaret ediyor.

İran’ın petrol ihracatı birkaç ay içinde günlük 1,9 milyon varilden 200-300 bin varil seviyesine gerilerken, artan yaptırımlar, deniz taşımacılığına yönelik baskılar ve döviz darboğazı Tahran’ı yeni bir ekonomik kuşatmayla karşı karşıya bıraktı. Büyüyen bütçe açığı, yüzde 70’e yaklaşan enflasyon ve değer kaybeden tümen, petrol zengini İran’ın giderek derinleşen bir finansal sıkışma dönemine girdiğine işaret ediyor.

İran ekonomisi son yılların en ağır ekonomik baskılarından biriyle karşı karşıya bulunuyor. Tahran yönetimi bir yandan savaşın ardından ortaya çıkan güvenlik ve siyasi maliyetlerle mücadele ederken, diğer yandan ülke bütçesinin omurgasını oluşturan petrol gelirlerinde yaşanan sert düşüş nedeniyle ciddi bir finansal darboğaza sürükleniyor. Son haftalarda ortaya çıkan ihracat verileri, İran’ın enerji sektöründe yaşanan krizin artık yalnızca petrol piyasalarını değil, devlet bütçesini, döviz rezervlerini, enflasyonu ve sosyal dengeleri doğrudan etkileyen yapısal bir ekonomik soruna dönüştüğünü gösteriyor. Uzmanlara göre bugün İran’ın karşı karşıya olduğu tablo, 2018 sonrasında uygulanan “maksimum baskı” döneminden bile daha karmaşık bir görünüm arz ediyor.

Uluslararası enerji piyasalarını takip eden Vortexa ve Kpler şirketlerinin tanker hareketlerine ilişkin verilerine göre İran’ın ham petrol ve kondensat ihracatı Mayıs ayında günlük 200 ila 300 bin varil seviyesine kadar geriledi. Bu rakam yalnızca birkaç ay öncesiyle karşılaştırıldığında bile çarpıcı bir düşüş anlamına geliyor. Mart ayında yaklaşık 1,9 milyon varil seviyesinde seyreden ihracat, Nisan ayında 1,3 milyon varile düşmüş, Mayıs ayında ise adeta serbest düşüş yaşamış durumda. Bu tablo, İran’ın yalnızca birkaç ay içerisinde petrol gelirlerinin büyük bölümünü kaybettiğini ortaya koyuyor.

Bu düşüşün arkasındaki temel nedenlerin başında ABD’nin son dönemde artırdığı deniz taşımacılığı baskısı geliyor. Özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişiminin ardından Washington yönetimi enerji taşımacılığı üzerindeki denetimleri sertleştirdi. İran petrolünü taşıdığı düşünülen tankerler daha sık takibe alınırken, üçüncü ülkeler üzerinden gerçekleştirilen dolaylı satış kanalları da yoğun baskı altına girdi. Böylece İran’ın yıllardır yaptırımları aşmak için kullandığı alternatif ticaret ağlarının önemli bölümü işlevsiz hale gelmeye başladı.

İran ekonomisinin en kırılgan noktalarından biri devlet bütçesi olarak öne çıkıyor. Tahran yönetimi 1405 mali yılı bütçesini hazırlarken petrol gelirlerinin belirli bir seviyede devam edeceği varsayımıyla hareket etmişti. Ancak savaşın ardından yaşanan gelişmeler ve ihracattaki sert düşüş, bütçe projeksiyonlarını büyük ölçüde geçersiz hale getirdi. Petrol satışlarının azalması yalnızca gelir kaybına yol açmıyor, aynı zamanda elde edilen gelirlerin ülkeye aktarılmasını da zorlaştırıyor. Bu nedenle İran ekonomisi çift yönlü bir baskı altında bulunuyor.