Küresel otomotiv endüstrisi, sürücü alışkanlıklarını kökten değiştirecek bir dönüşümün eşiğinde duruyor.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) pazar verileri de Türkiye'de otomatik şanzımanlı araç tercih oranının yüzde 90 sınırını aştığını gösteriyor.
Sektör analistleri, bu eğilimin sadece tüketici tercihiyle sınırlı kalmadığını, üretici kanadında da manuel vites üretiminin artık sürdürülebilir olmadığını belirtiyor.
Yaygın görüşün aksine, manuel şanzımanın piyasadan çekilmesindeki tek etken elektrikli araçlara geçiş süreci değil.
Otomotiv markalarının karşı karşıya kaldığı yüksek şanzıman geliştirme, üretim ve emisyon sertifikasyon maliyetleri ana gerekçeyi oluşturuyor. Sınırlı bir talep için ayrı bir üretim bandı ve Ar-Ge bütçesi ayırmak, küresel markaların kâr marjlarını doğrudan aşağı çekiyor.
Yeni nesil güvenlik standartları da bu süreci hızlandırıyor. Avrupa Birliği'nin GSR II (Genel Güvenlik Yönetmeliği) kapsamında zorunlu kıldığı acil durum frenleme, şerit takip asistanı ve adaptif hız sabitleme gibi otonom sürüş özellikleri, otomatik şanzıman yazılımlarıyla çok daha kararlı çalışıyor.