Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma döneminin en görkemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Dolmabahçe Sarayı'nın hizmete açılışının üzerinden 170 yıl geçti.
Sultan Abdülmecid'in talimatıyla inşa edilen ve 7 Haziran 1856'da kullanıma açılan saray, Osmanlı'nın son dönemine ve Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarına tanıklık eden simge yapılardan biri olmayı sürdürüyor.
Beşiktaş sahilinde 110 bin metrekarelik alan üzerine kurulan Dolmabahçe Sarayı, bulunduğu bölgenin yüzyıllar boyunca doğal bir koy olarak kullanılmasının ardından şekillenen tarihi süreç içinde ortaya çıktı. Sultan 2. Osman döneminde doldurularak, "Dolmabahçe" adını alan bölge, zamanla hasbahçeye ve Beşiktaş Sahilsarayının bir parçasına dönüşürken, bugün İstanbul'un en önemli kültürel ve tarihi mirasları arasında yer alıyor.
Toplam 110 bin metrekarelik alanı kaplayan saray kompleksi, ana yapıyı oluşturan Mabeyn, Muayede Salonu, Harem ve Veliaht dairelerinin yanı sıra Bezmialem Valide Sultan Camii, Has Ahır, Saray Tiyatrosu, Saat Kulesi, Hazine-i Hassa ve Mefruşat daireleri gibi birçok yapıyı bünyesinde barındırıyor.
Sarayın geniş yerleşkesini oluşturan bölümler arasında ise Kuşluk, Camlı Köşk, Gedikli Cariyeler ve Kızlarağası daireleri ile Hareket Köşkleri, Baltacılar, Agavat, Bendegan ve Musahiban daireleri bulunuyor.
"Türk yaşam biçiminin karakteristik özelliklerini taşımaktadır"