BAE OPEC'ten ayrıldı. Peki bölgesel dengeleri sarsmaya yönelik bu operasyonun ardında hangi sebepler var?

1960 yılında kurulan OPEC, dünya petrol rezervlerinin %80’ine hükmeden dev bir yapı. Örgüt, üretim kotaları üzerinden fiyatları belirleyerek üye ülkelerin ekonomileri için düzenli bir gelir akışı sağlıyordu. Ancak, küresel ekonominin musluklarını yöneten bu yapı, bugün tarihinin en keskin yol ayrımlarından birini yaşıyor.

BAE'nin 28 Nisan'da açıkladığı ayrılığın asıl sebebini görmek için piyasa verilerinden ziyade coğrafi denkleme bakmak gerek.

Birçok OPEC üreticisi, bıçak sırtı güvenliğe rağmen Hürmüz Boğazı'na muhtaç durumda. Abu Dabi ise boğazı bypass eden boru hatlarına sahip. Ayrılık bu açıdan kendi gemisini kurtaran kaptan misali bir anlam barındırıyor dışarıdan bakınca. BAE, kendi özgür güzergahı üzerinden dünya piyasasına petrol pompalamaya devam ederek yüksek gelir elde etmenin peşinde.

Çünkü BAE yönetimi, dünyanın yeşil enerjiye geçiş sürecini izleyerek "elimizdeki petrolü henüz değerliyken nakde çevirmeliyiz" stratejisini benimsedi. Bugünlerden yapacakları birikimle yapacakları teknoloji, yapay zeka gibi yatırımların, ülke geleceğini kurtaracağını düşünüyorlar.

Bu tarihi adımın atılması için İran savaşındaki manipülasyonlarla petrol fiyatlarının 125 doları aşması beklendi. Fiyatlar zirvedeyken örgütten ayrılmak, BAE için kotaların kalktığı an satacağı her ekstra varilin maksimum karla kasaya girmesi anlamına geliyor.