Masallar kalmadı ki masumiyet kalsın. İnsani duyguların beslenmesi durduruldu. Kara para kasası olmakla kendi yasasını icat eden enayi erkekler korosu, sosyal medya cariyelerine bayılırken, kendisinden bir çocuk yapsın, nafakayı kapsın önemli değil. Yolunacak kazların istediği; karşılarında çabucak soyunacak şöhretli kadın profili. Ağzı burnu para kokan bu pespaye kadınlar beleş ömrün saltanatını sürerken, hayatını onuruyla kazanan fabrika kızları geliyor gözümün önüne. Çaresizliğin emzirdiği namus heykeli kızlar. Ekmeğinin peşindeki işçi arılar. Bu kirli düzenin temiz yüzlü güzelleri.
Onlar kendilerine yakışan hayatları dokuyorlar, el emeği göz nuru. Hala gerçek aşk hikayelerini okuyorlar, isterik duygularla kitap yazan, ekranlarda şuh kahkaha atmayı matah bir şey zanneden üç paralık kadınların hikayelerini değil. Onlar yalan değerlerin el üstünde tutulduğu bir ülkenin, savunmasız tutsakları ama hepsi de dimdik ayakta.
Hiçbiri yağmurda ıslanmaktan, duraklarda üşümekten bıkmadı, insanlık dışı ücretlerle insanca yaşamak özlemini haykırmaktan da bıkmadı. Ceplerinde sefalet taşıyorlar, yüreklerinde sonsuzluk hazinesi. Uykularla araları açık, giysileri onur desenli. Onların gözlerinde ışıldayan umudu görmek için insan olmak gerekir. Hayat aslında onları baş tacı etmeliydi.
Hepsinin küçücük dünyaları var, iki oda bir mutfak. Hepsinin umutları bir kenarda duruyor, adına mucize diyorlar. Onlar karınca askerler. Bir fabrikanın bir şirketin emekçileri. Yollarda davetkar korna çalan lüks otomobillere yan gözle bakmayan, metrobüs duraklarının onurlu kızları. 'İstikbal caddesinde' dimdik yürüyen asalet heykelleri.
Bu ülkede hala aşk varsa o kızlar sayesinde var. Onların dinledikleri şarkıları bile farklı. Bu ülkede genç kızlığın imlası bozulmuşsa, sosyal medyanın ve ekranların yanlış seçimi yüzündendir. O kızların acısına oralı olmayan sistem, yatarken giymesi gerekeni sahnede giyen şehvetin 'Simge'si pespayelerle seyirci topluyor. Nafaka şıllıklarının ağzının içine düşüyor. Şöhretin pisliğini toplamak birilerine gurur verirken, sosyal medyadaki lağım fareleri hızla ürüyor.
Bunları niye mi yazıyorum? Onurlu kızlarımızın hakkını vermeyen bir hayata isyan etmek için. Ahlaksızlığın kökleri evlerin içine kadar uzanmışken, kızlarını onurlu hayatın işçisi olarak büyüten anaları ve babaları işaret etmek adına. Her şeyden önemlisi büyüdüğüm mahalleler böyle öğrettiği ve vicdanım da böyle emrettiği için.