İstemediğiniz halde kendinizi ‘’evet’’ derken bulduğunuz oldu mu? Çoğu insan bunu basit bir nezaket ya da iyi niyet sansa da uzmanlara göre durum çok daha karmaşık. Araştırmalar, ‘’hayır diyememenin’’ bir karakter meselesi değil; öğrenilmiş davranışlar, sosyal normlar ve zihinsel yanılgıların birleşimi olduğunu gösteriyor.
Bu davranışın başlıca nedenlerinden biri, yargılanma korkusu. Cornell Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, insanların ‘’hayır’’ dediklerinde başkalarının onları sert şekilde değerlendireceğini sandığını ortaya koyuyor. Oysa aynı araştırma, insanların başkalarını değerlendirirken çok daha yumuşak olduğunu gösteriyor. Yani aslında herkes kendi içinde kaygı yaşarken, karşısındakinin onu sürekli izlediğini zannediyor.
Bu durum psikolojide ‘’yanlış algılanan sosyal baskı’’ olarak tanımlanıyor. İnsan, başkalarının gözünde olduğundan çok daha görünür ve hatırlanır olduğunu düşünüyor. Sonuç ise tanıdık: Gereksiz yere söylenen bir ‘’evet’’.
Ancak mesele sadece korku değil. Aynı araştırmaya göre insanlar çoğu zaman düşünmeden, otomatik bir şekilde ‘’evet’’ deme eğiliminde. Çünkü sosyal normlar bunu teşvik ediyor. Birisi bir şey istediğinde, onu reddetmek yerine kabul etmek daha kolay ve daha az rahatsız edici geliyor.
Bu noktada devreye kültür ve yetiştirilme biçimi giriyor. Deakin Üniversitesi tarafından yayımlanan bir makale, birçok insanın küçük yaşlardan itibaren kendi ihtiyaçlarını açıkça ifade etmek yerine uyum sağlamayı öğrendiğini vurguluyor. ‘’İyi çocuk olmak’’, çoğu zaman ‘’itiraz etmemek’’ ile eş anlamlı hale geliyor.
TOPLUMSAL UYUM İHTİYACI KARARLARIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR