Hepimiz yaşamışızdır: Önümüzde tam istediğimiz gibi pişmiş bir biftek ya da devasa bir burger varken, arkadaşımızın tabağındaki sıradan bir salata bile daha cazip görünür. Bu durum basit bir iştah meselesinden çok, beynimizin sosyal ortamda yemeği farklı algılamasıyla ilgili.
Yale Üniversitesi’nden psikolog Erica Boothby ve ekibinin yaptığı araştırma, paylaşılan deneyimlerin çok daha yoğun hissedildiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre bir başkasıyla aynı anda aynı şeye odaklanmak (hiç konuşmasanız bile), deneyimin etkisini artırıyor.
Bu süreçte beynimiz, sosyal ortamın etkisiyle yemeği daha yoğun algılıyor. Yanınızdaki kişinin aldığı haz, sizin algınızı da etkileyerek deneyimi daha yoğun hissetmenize neden oluyor. Bilimsel literatürde bu durum ‘’amplifikasyon’’ (şiddetlenme) olarak tanımlanıyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise bu etkinin çift yönlü çalışması: Sosyal bağlam tadı sadece güzelleştirmiyor, deneyimin şiddetini her iki yönde de artırıyor.
Örneğin, tatlı bir çikolatanın tadı biriyle birlikteyken daha yoğun ve lezzetli algılanırken; acı bir çikolatanın yarattığı rahatsızlık da aynı şekilde daha keskin hissediliyor.
Bunun bir diğer nedeni ise ‘’duyusal-spesifik doygunluk’’ olarak adlandırılan etki. Aynı yemeği tükettikçe o tada karşı alınan haz zamanla azalıyor.