İktisatçılar, klasik olarak paranın üç fonksiyonundan söz ederler: Değer ölçüm, değişim ve birikim.
Evet, para öncelikle bir değer belirleme aracı olarak kullanılır.
Değeri belirlenen mallar veya hizmetler yine para yolu ile el değiştirirler.
Ayrıca para, biriktirilebilir bir şeydir. Doğrudan kendisi tasarruf edilebilir veya tasarruf edilen başka bir şeyin değerini ölçmek için kullanılabilir.
Ancak 21. Yüzyılda paranın gözden kaçan iki işlevi daha var: Egemenlik ve direnme.
Elimizde, dünya üzerindeki paraya dair basit bir gerçek var: Nakdi para, yani merkez bankalarının bastığı banknot ve madeni para, dünya üzerindeki tüm paranın sadece %7’sine dek geliyor. %93 ise bankaların borçlanma senetleri, krediler, kartlar ve sair araçlar ile dijital olarak ürettiği kaydi para. Şimdi bunlara bir de kripto paralar eklendi, toplam para hacminin aşağı yukarı %2’sine denk geliyorlar ama sürekli büyüyorlar.