Bu çalışma, yakın zamanda ebediyete uğurladığım, gönlümde daima yaşayacak olan can parem aziz evladım Ömer Furkan Şafak'ın şerefli aziz hatırasına vefa ve ilim senedi olarak ithaf edilmiştir.                                                                                                            Allah mekânını cennet, makamını âlî eylesin.                                                                     

İnsanlık, matbaanın icadı, sanayi devrimi ve internetin doğuşu kadar köklü sonuçlar doğurabilecek yeni bir dönüşümün içindedir. Yapay zekâ sistemleri artık yalnızca bilgi depolayan veya hesaplama yapan araçlar olmaktan çıkmış; milyarlarca veri arasında ilişki kurabilen, örüntüleri tespit edebilen ve öğrenme süreçlerini sürekli geliştirebilen yeni nesil bilgi işleme mekanizmalarına dönüşmüştür.

Bu gelişme yalnızca teknoloji şirketlerini, ekonomileri veya devletleri ilgilendiren teknik bir mesele değildir. Aynı zamanda medeniyetlerin bilgi hafızasını, kültürel sürekliliğini ve inanç sistemlerini de doğrudan etkileyen tarihsel bir kırılma noktasıdır.

Bugün bilgiye hükmedenler, yarının düşünce dünyasını da şekillendirecektir. Bilgiyi işleyen algoritmaların yabancı merkezlerde üretildiği bir dünyada, dijital bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle yapay zekâ artık yalnızca ekonomik rekabetin değil, kültürel ve teolojik egemenliğin de temel unsurlarından biri haline gelmiştir.

İslam medeniyeti yaklaşık bin dört yüz yıllık devasa bir bilgi birikimine sahiptir. Kur'an-ı Kerim, hadis külliyatları, tefsirler, fıkıh eserleri, kelam çalışmaları ve tarih kaynakları milyonlarca sayfalık bir entelektüel miras oluşturmuştur.

Ancak bu mirasın içerisinde yalnızca ilahi mesajın yorumları değil; aynı zamanda farklı dönemlerin siyasi mücadeleleri, kültürel alışkanlıkları, mezhepsel çekişmeleri ve insan unsurunun kaçınılmaz etkileri de bulunmaktadır.