Günlük hayatta elimizden düşmeyen madeni paraların kenarlarındaki o tırtıklı yapı çoğu zaman fark edilmez. Sıradan bir detay gibi görünse de bu küçük çıkıntılar, aslında tarihin en yaratıcı güvenlik önlemlerinden birinin izlerini taşıyor. Üstelik bu hikaye antik çağlardan bilim insanlarına ve ekonomik krizlere kadar uzanıyor.

İlk madeni paralar, MÖ 600’lü yıllarda Lidya Krallığı döneminde basıldı. Altın ve gümüş karışımı elektrumdan yapılan bu paralar, bugünküne kıyasla oldukça sadeydi. Kenarları tamamen düzdü ve herhangi bir tırtıklı yapı bulunmuyordu.

Madeni paralar, özellikle antik Yunan ve Roma döenmlerinde gelişirken, üzerlerine karmaşık resimler basıldı ve standart şekillere kavuştu. Ancak yine de o belirgin çıkıntılara sahip değildi.

Ta ki insanlar paradan ‘’parça kopararak’’ kazanç sağlamanın bir yolunu bulana kadar…

PARADAN PARA ÇALMANIN ESKİ YÖNTEMİ: ‘’CLIPPING’’

17. yüzyılda ortaya çıkan ‘’coin clipping’’ yöntemi, dönemin en yaygın dolandırıcılık tekniklerinden biriydi. Hırsızlar, altın veya gümüş paraların kenarlarından çok küçük parçalar kesiyor, sonra bu parçaları eritip satıyordu.