Yapımcılığını Timur Savcı ve Burak Sağyaşar’ın üstlendiği, yönetmen koltuğunda Uluç Bayraktar’ın o kendine has görsel diliyle ustalıkla oturduğu proje; senaryosunu Ethem Özışık ve Lokman Maral’ın ince ince işlediği hikayesiyle büyük finale doğru adım adım yaklaşırken temposunu zirveye taşıdı. Özellikle Türk sinema ve televizyon tarihinin usta aktörlerinden Uğur Yücel'in "İhtiyar" karakteriyle projeye dahil olmasıyla birlikte değişen dengeler, bu hafta adeta ekran başındakiler için kusursuz bir psikolojik gerilime dönüştü.
KARANLIK DUVARLAR ARDINDA İHTİYAR VE NİSAN!
Son bölümün en çarpıcı kırılma noktalarından biri, hiç şüphesiz Nisan’ın İhtiyar’ın evindeki o zorlu esaret süreciydi. Kendisini alıkoyan bu gizemli figürün, henüz doğmamış bebeğini kendi 'varisi' olarak gördüğünü öğrenmesi, Nisan cephesinde adeta sarsıcı bir yankı buldu. Babası olduğu gerçeğiyle tüm çıplaklığıyla yüzleştiği İhtiyar’ın yaklaşma çabalarına karşı çelik gibi bir irade sergileyen Nisan, yumuşamayı kesin bir dille reddetti. Ancak bu durağan gibi görünen kapalı kapılar ardındaki zamanı, rakibi hakkında hayati bilgiler toplamak için zekice bir hamleye çevirmesi, karakterin ne denli güçlü yazıldığını bir kez daha kanıtladı.
İkilinin arasındaki o derinlikli diyalog, yaklaşan fırtınanın en net habercisiydi. Nisan’ın, "Bizi rahat bırakman için ne yapmam gerekiyor?" şeklindeki çaresiz ama bir o kadar isyankar sitemine, İhtiyar’ın verdiği "Böyle bir ihtimal yok. Artık buradasınız!" yanıtı, tüm çıkış kapılarının üzerine çekilen ağır bir sürgü olarak hafızalara kazındı.
Bölümün yüksek ritimli bir diğer ayağında ise Eşref’in tavizsiz adımları vardı. Eşref'in, uzun süredir peşinde olduğu ve adım adım izini sürdüğü Celo’yu nihayet köşeye sıkıştırdığı; "Senin yaşamana çok bile müsaade ettim" diyerek ipleri tamamen kopardığı anlar, kurgu masasındaki ritim başarısıyla izleyiciye sunuldu.
Ancak gecenin asıl büyük heyecanı, haftalardır alt metni ilmek ilmek dokunan o devasa karşılaşmada yaşandı. Eşref Tek'in, başı örtülü bir şekilde İhtiyar'ın huzuruna çıkarıldığı sahneler, dizinin gerilim matematiğinin ve yönetmenlik becerisinin ne denli başarılı kurulduğunu bir kez daha tescilledi. Nisan’ın da oturduğu o tekinsiz masada, karşısında ilk kez İhtiyar'ı gören Eşref'in gözlerindeki keskin öfke ve Nisan’ın mimiklerinden okunan derin endişe, sahnenin ruhunu eksiksiz bir biçimde yansıttı.