BÜYÜK BİR MADEN YATAĞI BULUNDU İDDİASI HIZLA YAYILDI
1872 yılında Amerika'da ortaya çıkan bir keşif haberi, ülkenin en zengin yatırımcılarını harekete geçirdi. Philip Arnold ve John Slack adlı iki maden arayıcısı, Batı Amerika'nın ücra bir bölgesinde büyük bir elmas yatağı bulduklarını iddia ediyordu. Haber kısa sürede yayıldı ve birçok kişi bu keşfin Amerika tarihindeki en büyük değerli taş buluşlarından biri olabileceğini düşünmeye başladı.
BÖLGENİN GİZLİ TUTULMASI HERKESİ DAHA DA HEYECANLANDIRDI
Arnold ve Slack, maden sahasının yerini büyük bir sır olarak saklıyordu. Bölgeyi görmek isteyen yatırımcılar uzun yolculuklara çıkarılıyor, yönlerini kaybetmeleri için farklı güzergâhlardan geçiriliyordu. Böylece kimse arazinin tam konumunu öğrenemiyordu. Bu gizem, yatırımcıların şüphelenmesine değil, aksine keşfin değerine daha fazla inanmasına yol açtı.
Bölgeye giden kişiler şaşırtıcı bir manzarayla karşılaştı. Arazide elmaslar, yakutlar ve safirler bulunuyordu. Bazı ziyaretçiler kısa süre içinde kendi elleriyle değerli taşlar topladıklarını anlattı. Görünüşe göre toprak, mücevherlerle doluydu. Bu manzara, madenin gerçek olduğuna dair inancı daha da güçlendirdi.
Arazide bulunan taşlar sahte değildi; dolandırıcılığı bu kadar etkili yapan da buydu. Arnold ve Slack, çeşitli kaynaklardan elmas, yakut ve safir satın almıştı. Daha sonra bu taşları gizlice araziye dağıttılar. Taşlar, düşük bir kaliteye sahipti ancak yatırımcıların yerde gerçekten değerli taşlar bulması, madenin gerçek olduğuna inanmaları için yeterli oldu.