“Hocam, internette okuduklarım çok korkutucu” dedi. Bu tepki anlaşılır. Çünkü kanser kelimesini duyduğumuzda, hepimizin aklına ölüm oranları, agresif tedaviler ve kötü sonuçlar geliyor. Özellikle pankreas ve akciğer kanseri gibi türler, yıllardır en düşük sağkalım oranlarıyla anılmıştır. Ancak hastama söylediğim şey, bu korkutucu tablonun hızla değişmekte olduğudur.
Çünkü kanser, tek bir hastalık değildir. Altında binlerce farklı genetik profili olan hastalık yatmaktadır. Tıp literatürü içinde en hızlı güncellenen alan olan onkolojide, son aylar metastatik kanser tedavisinde ve tanısında paradigma değişiklikleri yaşanmıştır. İşte bu hafta, yıllardır en çok korkulan kanser türlerine ve nadir tümörlere karşı tıp dünyasında heyecan yaratan üç büyük gelişmeyi sizlere anlatacağım.
PANKREAS KANSERİNDE YAŞAM SÜRESİNİ İKİYE KATLAYAN İLAÇ
Pankreas kanseri, erken dönemde belirti vermediğinden “en sinsi kanser” olarak bilinir. Geleneksel kemoterapi ile ortalama sağkalım altı ayı geçememiştir. Ancak geçtiğimiz mayıs ayında, New England Journal of Medicine’da yayımlanan çalışma bu tabloyu kökten değiştirmiştir. Pankreas kanserlerinin yüzde 90’ından fazlasında KRAS geni hatalı çalışmaktadır. Yıllarca araştırmacılar bu mutasyonu hedef alan ilaçlar geliştirmeye çalışmış, ancak başarısız olmuştur. Ta ki Daraxonrasib adlı yeni ilaç geliştirilene kadar. Bu ilaç, kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini doğrudan kesintiye uğratmaktadır. 500 hastayı kapsayan çalışmada sonuçlar oldukça çarpıcı. Daraxonrasib alan hastalarda sağkalım 13.2 ay iken, kemoterapi alanlarda 6.6 ay olmuştur. Tam olarak iki katı bir iyileşme. Daha önemlisi, bu başarı daha önce başka tedaviler almış en zorlu hasta grubunda elde edilmiştir. Yan etkileri de kemoterapiden daha az gözükmektedir. Daraxonrasib’in düşük tedavi bırakma oranı (yüzde 1.2 - yüzde 11.2), hastalar için çok daha yaşanabilir bir seçenek sunduğu anlamına gelmektedir.
Akciğer kanserinde teşhis alanında eşit derecede heyecan verici bir gelişme olmuştur. Cell dergisinde yayımlanan çalışma, kan içinde dolaşan 14 farklı proteinin kombinasyonunun, akciğer kanserini beş yıl öncesinden tahmin edebileceğini göstermiştir. İngiliz araştırmacılar, yaklaşık 48 bin kişinin kan örneklerini inceleyerek çalışmışlardır. Kan içinde dolaşan 14 farklı proteinin seviyelerine bakarak, akciğer kanserinin beş yıl öncesinden habercilerini bulmayı başarmışlardır. Bu 14 proteinin her biri, vücudun içinde neler olup bittiğinin bir işareti gibidir. Hava kirliliğine maruz kaldığımızda, akciğerlerimiz zarar görmeye başlar. Bu zarar, vücudumuzda bir yangın gibi bir iltihaplanma başlatır. Aynı zamanda, bu stres altında hücrelerimiz genetik değişikliklere uğramaya başlar. İşte tüm bu olaylar, hava kirliliği, iltihaplanma, genetik değişiklikler, vücudumuzun kanında birer iz bırakmaktadır. Bu 14 proteinin kombinasyonu, sanki bir parmak izi gibi, vücudun kanser yolunda ilerlediğini göstermektedir. Henüz kanser ortaya çıkmamışken, bu proteinleri ölçerek, doktor beş yıl sonra kanser gelişecek kişileri bugünden belirleyebilmektedir.
Çalışmanın etkinliği ve güvenirliği ise araştırmacıların bu bulguyu test etmek için sekiz farklı ülkede sekiz farklı hasta grubuyla çalışması ve her seferinde aynı sonucu almasıdır. Hatta, bu imza kullanılarak, kanser gelişme riski yüksek olan hastalar belirlendiğinde ve onlara iltihaplanmayı azaltan ilaçlar verildiğinde, her 55 kişiden birinde kanser tamamen önlenebildiği izlenmiş. Başka bir deyişle, bu basit kan testi sayesinde, doktor artık kanser gelişmeden önce müdahale edebilmektedir.