İran’da ülkenin kaderini belirleyecek kritik bir dönemeçten geçiliyor. Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü, sadece bir lider değişikliği değil, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti’nin hem iç hem de dış politikadaki rotasını yeniden belirleyecek bir güç boşluğu yaratmış durumda. Önümüzdeki günlerde veya haftalarda, din adamları gerilimi düşüren bir yaklaşımı mı tercih edecek, yoksa ABD ve İsrail ile daha güçlü çatışmaya mı yöneleceklerine karar vermek zorunda kalacaklar.ÜLKE İÇİNDEKİ SİYASİ MANZARA KISA SÜREDE KESKİNLEŞMİŞ DURUMDAHamaney’in ardından öne çıkan isimler, geçmişteki stratejiler, ideolojik duruşlar ve dış bağlantılarıyla gözler önüne seriliyor. Ateşkes yanlısı ve diplomasiye açık adaylardan, daha sert ve ideolojiye bağlı radikal politikalar izleyen adaylara kadar bir yelpaze mevcut. Her birinin seçilmesi, İran’ın iç dengelerini, bölgesel politikalarını ve küresel ilişkilerini farklı bir şekilde şekillendirecek.

Bu liderlik yarışının sonucu, sadece Tahran’ın değil, tüm Orta Doğu’nun geleceğini de etkileyecek. Ateşkes yolunu seçebilecek bir lider, diplomasiyi ve müzakereleri önceliklendirebilir; radikal bir ideolog ise topyekûn savaşı göze alabilir. Kim seçilirse seçilsin, alınacak kararlar hem ülkenin iç düzenini hem de nükleer ve bölgesel stratejilerini doğrudan etkileyecek.

1- ATEŞKES VE DİPLOMASİ YOLUNDA BAŞARILI OLABİLİR: ALİREZA ARAFİİlk isim 67 yaşındaki Alireza Arafi… Geçici liderlik konseyi içinde ateşkese öncülük edebilecek aday olarak gösteriliyor. Arafi, İran medreselerinin ve dini eğitim altyapısının yönetiminde deneyim kazanmış bir isim. 2023’teki Moskova ziyareti sırasında Rus yetkililerle görüşerek “Rusya ile kapsamlı iş birliği” mesajı vermişti. Ayrıca Papa Franciscus, 2022’de Vatikan’ı ziyaret eden Arafi’yi kabul etmişti. Genel olarak uzmanlar, Arafi’nin seçilmesi durumunda, dini meşruiyetin sembolik olarak sağlanacağını; gerçek gücün ise Ali Laricani ve Sadık Laricani gibi kilit isimlerin elinde kalacağını öngörüyor. Bu senaryoda, Umman arabuluculuğunda ateşkes müzakereleri yürütülecek ve rejim değişikliğinden kaçınılacak. Ancak engeller arasında, radikal görüşlü din adamları, ölen meslektaşlarının intikamını almak isteyen İslam Devrim Muhafızları komutanları ve Hamaney’in ölümüne fetva veren din adamları bulunuyor.

#PapaFrancisco recebeu o presidente dos seminários islâmicos do #Irã, aiatolá Alireza Arafi 🇮🇷 pic.twitter.com/fmkZzjDVsM

‘LİDER OLMAKTAN ÇOK, LİDER SEÇİMİNİ YÖNLENDİREN BİR FİGÜR’Oral Toğa, Muhammad Mehdi Mirbagheri ile ilgili de önemli noktalara dikkat çekti. “Mirbagheri, rejimin en katı ideolojik damarını temsil ediyor. Mesbah Yezdi çizgisinden gelir; Batı ile İslam arasında kaçınılmaz bir medeniyet çatışması öngörür” diyen Toğa, şöyle devam etti:-- Gazze’deki sivil kayıpları ‘dünya nüfusunun yarısı ölse bile Allah’a yakınlık sağlıyorsa buna değer’ diyerek meşrulaştırmış bir isim. Rehber olması hâlinde İran’ın tutumunun sertleşeceğinden şüphe yok ama seçilme ihtimali düşük. -- Kamusal profili zayıf, bilinen bir DMO bağlantısı yok, Velâyet-i Fakih makamı için gereken kurumlararası uzlaşıyı sağlayacak ağdan yoksun. DMO desteği olmadan bu koltuğa oturmak yapısal olarak mümkün değil. Mirbagheri’nin asıl işlevi Uzmanlar Meclisi içindeki sert kanat baskısını temsil etmek ve seçim sürecinde pazarlık kartı olmak. Lider olmaktan çok, lider seçimini yönlendiren bir figür.”3- DAHA PRAGMATİK: SADIK LARİCANİ64 yaşındaki Sadık Laricani, kontrollü yapısıyla öne çıkıyor. Kardeşi Ali Laricani yıllardır kriz dönemlerinde uzlaşmayı sağlayabilecek bir aday olarak konumlandırıldı. Sadık Laricani’nin pragmatik yaklaşımı, ideolojik sertlikten ziyade kurumsal sürekliliğe öncelik veriyor. Genel değerlendirmeler, bu yaklaşımın Batı ile kontrollü bir gerilimi sürdürürken, geri dönüşü olmayan ve rejimi riske atacak bir tırmanmadan özellikle kaçınacağı yönünde. Nükleer programın korunması temel öncelik olmaya devam ederken, uluslararası baskıyı dengelemek amacıyla diplomatik sınırlamaların ve müzakere kanallarının da dikkatle yoklanacağı öngörülüyor.‘BABASININ BÜYÜK AYETULLAH UNVANI TAŞIMASI, DİNİ MEŞRUİYET AÇISINDAN AVANTAJ AMA…’Sadık Laricani’nin en güçlü kartının kurumsal biyografisi olduğunu söyleyen Oral Toğa, “Uzmanlar Meclisi üyeliği, yargı başkanlığı, şu an Düzenin Yararını Teşhis Konseyi başkanlığı yapıyor. Ayrıca Hamaney’in en yakın yardımcılarından biriydi. Necef doğumlu olması ve babasının Büyük Ayetullah unvanı taşıması, dini meşruiyet açısından avantaj. Ancak ‘pragmatik’ sıfatı göreceli” dedi. Toğa, şöyle devam etti:“Bu isim reformculara mesafeli, Hatemi reformlarını açıkça eleştirmiş, ‘hükümet meşruiyetini halkın oylarından almaz’ demiş bir figür. Pragmatizmi ideolojik yumuşama değil, kurumsal işleyişe sadakat anlamında. Ağabeyi Ali Laricani şu an Millî Güvenlik Yüksek Konseyi başkanı olarak fiilî karar alıcı konumda; şu an en kritik isimlerden biri. Sâdık Laricani birincil isim olarak konuşulmuyor ama ani bir hamleyle sürpriz bir isim olarak ortaya çıkma ihtimali göz ardı edilmemeli.”