Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının amacını ve son durumu AA Analiz için kaleme aldı.
ABD- İsrail ortaklığında İran'a başlatılan işgal girişiminde son dönemde yoğunlaşan yatışma ve nihai olarak anlaşma süreçlerine rağmen bu işgalin en çatışmalı alanlarından biri olan Lübnan cephesinde belirgin bir durulma söz konusu değildir.
ABD ve İran arasında sağlanan mutabakatın yanı sıra İsrail-Lübnan arasında başlatılan direk görüşmelere rağmen İsrail, Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını sürdürüyor. Bu bağlamda İran-ABD arasında yapılan anlaşmada tarafların derin anlaşmazlık yaşadığı Hürmüz meselesi, nükleer enerji/silah konusu ve İran varlıklarının serbest bırakılması gibi konuların yanı sıra Lübnan cephesinde ateşkes ve sonrasında kalıcı barış süreci karmaşıklığını sürdürmektedir. İran tarafı ABD ile imzalanan mutabakat anlaşmasına Lübnan'ın da dahil edilmesi ve İsrail'in Lübnan'daki işgalini sonlandırması gibi konuları da dahil etti. Bu bağlamda İsrail, Lübnan'ı baskı ile istisna tutmak istemektedir. Bu durum son dönemde Lübnan'a yönelik söylemlerinde Hizbullah unsurunu ön plana çıkararak Lübnanlıların yaşadığı yıkım, işgal ve çatışma iklimini Hizbullah'a bağlayan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ifadelerinde de yer almaktadır.
Lübnan'da farklı statüko inşası mümkün mü?
İsrail'in işgal ettiği bazı Lübnan tepeleri ve Şaba Çiftlikleri ile Lübnan'da 2020'ye kadar süren Lübnan işgalini gerekçe gösteren Hizbullah, bu süreçte tüm silahsızlanma çağrılarını İsrail'in işgali sonlandırmasına bağlamış ve kendisini 1989 Taif Anlaşması ile şart koşulan milis gücü olarak değil direniş hareketi olarak tanımlamıştır. 7 Ekim 2023 sonrası süreçte İsrail, Güney Lübnan bölgesinde işgal ağını genişletmiştir. Sonrasında imzalanan ateşkes anlaşması ile iki aktör arasında çatışmalar durmasına rağmen bu defa İsrail, mevcut Kefr Şuba ile Şeba Çiftlikleri işgaline 5 önemli tepeyi de eklemiştir. Bu durum İsrail'in Gazze'den başlayarak Lübnan-Suriye hattında işgal bölgelerini birleştirme ve burada kendisinin desteklediği aktörler üzerinden hegemonya tesis etme amacı olarak yorumlanmıştır. Dolayısıyla İsrail, Yahudi radikalizmi çerçevesinde arzuladığı bölgesel hegemonya düzeninde işgal rejimlerini sonlandırmadığı gibi bu rejimleri birleştirme ve genişletme yönünde eğilim göstermiştir. İsrail'in Güney Lübnan ve Kuzey İsrail şeklinde uzun yıllardır Hizbullah-İsrail arasında var olan ve İran tarafından da örtülü şekilde desteklenen (çıkabilir) geleneksel statükoyu Gazze soykırımı sonrası değiştirme çabaları İran'a yönelik işgal girişiminden sonra çok daha radikal şekilde yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda İsrail, Güney Lübnan işgal bölgesi planını açıklayarak ve Lübnan'da kalıcı işgal süreçlerini Hizbullah'ın varlığını gerekçe göstererek dile getirerek 7 Ekim öncesine dönmeyeceğine işaret etmiştir.
Bu çerçevede İsrail nisan ayında Güney Lübnan'ın 10 kilometre derinliğinde "İleri Savunma Hattı" ilan ederek işgal ettiği bölgeyi Hizbullah ile arasında tampon alan olarak tanımlamıştır. Bu alanda da yetinmeyen işgal rejimi, sonrasında askeri operasyonlarını Birleşmiş Milletler (BM) saldırmazlık ve çatışmasızlık alanı olarak bilinen Litani Nehri'ne taşımıştır. Sonrasında İsrail işgalini Beyrut'un 50 kilometre güneyinde bulunan Zehrani Nehri'ne kadar genişletmiştir. Böylelikle Suriye'de Hermon Dağı'nda genişleyerek devam eden ve Şam'a yaklaşarak tehdit oluşturan İsrail yönetimi, bölgenin diğer önemli başkenti Zehrani Nehri ötesine işgal rejimini yayarak tehdit etmektedir.