Filistin Yönetimi (PA) ve bölge halkı, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayarak el koyduğu yaklaşık 14 milyar şekel (4,8 milyar dolar) tutarındaki vergi gelirleri nedeniyle tarihinin en ağır ekonomik kuşatmasıyla karşı karşıya kalmış durumdadır. 2019 yılından bu yana biriken ve her ay üzerine yaklaşık 400 milyon şekel (130 milyon dolar) daha eklenen bu devasa meblağ, Filistin ekonomisinin can damarlarını keserken, Batı Şeria'daki sosyal ve idari yapıyı tam bir çöküşün eşiğine sürüklemektedir.

İsrail'in sistematik olarak uyguladığı mali baskı politikası, Filistin Yönetimi'nin hareket kabiliyetini tamamen felç etmiş durumdadır. 2019'dan beri biriken ve güncel olarak 4.8 milyar dolar alıkonulan paralar, Filistin'in kendi öz kaynaklarıyla ayakta durmasını imkansız hale getirmektedir. Filistin Yönetimi'nin elinde kalan başlıca gelir kaynağı, toplam bütçenin yalnızca %32'sini oluşturan ve toplanabilen yerel vergi ve harçlardan ibarettir. Bu kısıtlı gelir, devasa harcamaları karşılamaktan çok uzak kalmaktadır.

7 Ekim 2023 öncesinde Filistin ekonomisinin en büyük girdilerinden birini sağlayan işgücü piyasası, İsrail'in kısıtlamalarıyla yerle bir olmuştur. O tarihten önce İsrail'de çalışan 172 bin Filistinli, her ay ekonomiye en az bir milyar şekel sıcak para girişi sağlıyordu. Bugün ise İsrailli işverenler için çalışan Filistinli sayısı 50 bine gerilerken, bunlardan sadece 14 bininin resmi giriş izni bulunmaktadır. Geri kalan kesim ise hiçbir güvencesi olmadan yerleşim yerlerinde çalışmaya zorlanmaktadır. Bu durum, Batı Şeria'daki işsizlik rakamlarını 2023'teki 129 bin seviyesinden, 2025 sonu itibarıyla 290 bine fırlatmıştır.

Mali krizin en acı faturası, 170 bin kamu sektörü çalışanı ve on binlerce emekliye kesilmiştir. Filistin Yönetimi, uzun süredir maaşları %20 ile %50 oranında kesintili ödemek zorunda kalırken, son dönemde güvenlik personeli de dahil olmak üzere tüm çalışanlar için aylık 2 bin şekel (689 dolar) tutarında tek tip bir acil ödeme uygulamasına geçmiştir. Haaretz’in haberine göre, bu durum, eğitim ve sağlık sistemlerinin sadece kısmen işlemesine, hizmet standartlarının ise hızla düşmesine neden olmaktadır. İsrail’in işgalci politikaları sonrasında inşaat, ticaret, ulaşım ve sanayi gibi kilit sektörlerin daraldı ve tüm kalkınma projeleri tamamen durduruldu.

Filistin Yönetimi'nin Mart ayı sonunda onaylanan 2026 acil durum bütçesi, yaklaşan felaketin boyutlarını rakamlarla ortaya koymaktadır. 17 milyar şekeli (5,8 milyar dolar) aşan giderlere karşılık, iç vergi gelirlerinin sadece 5,16 milyar şekel (1,7 milyar dolar) seviyesinde kalacağı öngörülmektedir. İsrail'in gümrük ve vergi ödemelerini durdurmaya devam etmesi halinde, bütçe açığının 11,9 milyar şekele (4 milyar dolar) ulaşması beklenmektedir. Ayrıca, Ekim 2023'te alınan kararla, Gazze için ayrılan aylık 275 milyon şekellik (94 milyon dolar) bütçenin İsrail tarafından kesilmesi, 2007'den beri işi bırakmış olan kamu çalışanlarının maaş ve emeklilik ödemelerini de imkansız hale getirmiştir.

Ekonomist Moayed Afaneh, Filistin Yönetimi'nin bu sürdürülemez tablo karşısında "krizleri aktarma" stratejisini benimsediğini ifade etmektedir. Bu yöntem, borçların yeniden yapılandırılmasını ve acil yükümlülükler için sürekli borçlanmayı içermektedir. Ancak gelinen noktada toplam borç yükü 15,4 milyar dolara ulaşmıştır. Bu borcun 2,7 milyar dolardan fazlası doğrudan kamu çalışanlarına olan maaş borçlarından oluşurken; bankalar, emeklilik fonları ve tedarikçiler de bu devasa borç sarmalının içinde hayatta kalmaya çalışmaktadır.