Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan ziyaretinde Türkiye’ye yönelik açıklamalarının perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı.

Fransız edebiyatında Isolde ile Tristan’ın hikayesi günümüz Fransa-Yunanistan ilişkisine ilginç bir analoji oluşturuyor. Romeo ve Juliet’e de ilham veren bu hikaye, Tristan ve Isolde’nin çelişkisini anlatır. Kral Mark’ın yeğeni Tristan’ın Prenses Isolde’yi krala gelin olarak getirmesiyle başlayan ancak yanlışlıkla içtikleri bir aşk iksiri sonucu tutkuya dönüşen yasak ilişkilerini konu alır. Isolde’nin Kral Mark ile evlenmesine rağmen gizli şekilde devam eden bu aşk entrikası, ihanet ve sürgünle derinleşir. Sonuçta Tristan başka bir evlilik yapar. Trajedi yoğunlaşır ve Tristan umutsuzluk içinde ölürken Isolde de hayatını kaybeder.

Hikaye aşk ile sadakat arasındaki uzlaşmaz çatışmayı ve bu çatışmanın kaçınılmaz yıkıcı doğasını dramatik biçimde ortaya koyar. Savaş beceresi olmayan Tristan suç ve kader düzleminde kendini kaybederken, Isolde manipülatiftir. İmkansız aşk, iksirin etkisiyle alevlenirken, aldatma aslında hikayenin ana anlatısıdır. Tristan rolüne bürünen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Atina’da sarf ettiği sözler bu imkansız ve iki sevgilinin yok oluşu ile sonuçlanan "yapay" aşkını hatırlatıyor.

Ancak ortaya konan umutsuzluğun nedeni "aşk" gibi kutsal bir duygudan ziyade Yunan siyasetinin oyunu. Macron’un 2027 yılından itibaren devlet başkanlığına aday olmayacağını açıklaması sonrasında Atina’da tarihi bir mekanda müthiş bir kurgu ortaya kondu. Kathimerini gazetesinin sesi dolgun genel yayın yönetmeni Alexis Papachelas tarafından yönetilen panelde Macron tuzağa düştü. Yani iksiri içiverdi. Papachelas, “Fransa, Yunanistan’a yönelik bir tehdit durumunda gerçekten askeri olarak devreye girer mi?” sorusunu yöneltince ortama kapılan Macron 2021 antlaşmasının “yalnızca siyasi bir deklarasyon değil, karşılıklı savunma yükümlülüğü doğuran operasyonel bir taahhüt içerdiğini” vurguladı. Yani Isolde’nin manipülasyonuna kandı.

Panel için seçilen yer Roma Agorası’ydı. Bu mekan Avrupa medeniyeti ve geleneğinin tarihsel referansı niteliğinde sembolik bir arka plan oluşturuyor. ‘Avrupa Geleceği ve Güvenlik Mimarisi’ temasıyla düzenlenen panelde Macron, 11 Nisan’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapıcı bir görüşme yapmış olmasına rağmen, ortamın ve Fransız romantizminin iştahıyla bir anda dökülüverdi. Ancak Isolde rolünü başarıyla oynayan Papachelas ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in gerçekten "Tristan" Macron’a "aşk" duyduğunu iddia etmek abartılı olacak.

Bu noktada Tristan’ın hakkını bir noktada teslim etmek gerekiyor. Macron, bu taahhüdü doğrudan Türkiye’ye karşı konumlandırmaktan kaçındı. Türkiye’nin NATO içindeki rolünü “kritik ve vazgeçilmez” şeklinde tanımlayan Macron, jeostratejik konuma dikkati çekti ve "Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye ile işbirliği olmadan düşünülemeyeceğini" ifade etti. Ancak "manipülatif" soru karşısında "cuş-u huruşa" kapılıp bir anda Yunanistan’ı savunacaklarını söyleyiverdi. Peki, Macron’u çakırkeyif bir ruh haliyle Tristan romantizmine sürükleyen bu aşkın geri planda mantığı yok mu? Tabii ki var.