Demirören Yayınları tarafından yayımlanan 'Şiirin Sultanları - The Sultans of Poetry', Osmanlı hükümdarlarının yalnızca devlet yönetimindeki rollerini değil, sanatçı kimliklerini ve şiire kattıkları değeri de gün yüzüne çıkarıyor. İskender Pala'nın hazırladığı eser, padişahların kalemlerinden çıkan şiirleri, edebi kişiliklerini ve kültürel miraslarını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Kanunî Sultan Süleyman'ın hafızalara kazınan ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi’ beyitinden Fâtih Sultan Mehmed'in (Avnî) şiirlerine kadar geniş bir seçki sunan eser, Osmanlı'nın şiir geleneğine ışık tutuyor. Padişahların edebiyatla kurduğu bağı gözler önüne seren çalışma, tarih ve edebiyat meraklılarını Osmanlı'nın zengin kültür dünyasında özel bir yolculuğa çıkarıyor. Koleksiyon değeri taşıyan çalışma, zengin görsel içeriği ve edebi tahlilleriyle Osmanlı şiir dünyasına dair kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor.

‘ŞİİR, ÖLÜMÜN ELİNDEN BİR ŞEY KURTARMAK GİBİDİR’

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Şiirin insanlık tarihi boyunca sözün en güçlü taşıyıcısı olduğunu belirten İskender Pala, “Atalarımız sözü kullanırken birkaç katmanla kullanırlar. Söz, kelam, vecize, atasözü, küfür, alay gibi farklı biçimleri vardır. Bunların içerisinde en güzel sözlerden biri de şiirdir. Sözün kafiye ve vezinle ölçüler haline getirilerek şiir biçiminde kullanılmasıdır. Şiir biçiminde yazılan sözler unutulmaz. Onun için şiir, ölümün elinden bir şey kurtarmak gibidir. Şiir olanlar hatırlanır. Tarih boyunca insanlar geleceğe bir söz bırakmak istediklerinde bunu şiir biçiminde söylemişlerdir. Osmanlı geleneği de şiiri bu bakımdan çok önemser. Toplumun edebiyatı, sosyolojisi, dili; her şeyi şiirle devam eder. Tarih kitaplarını şiirle yazarlar, ansiklopedi kitaplarını şiirle yazarlar, ilmihal kitaplarını şiirle yazarlar. Bunun sebebi, hatırda kalıcılığı sağlamaktır” dedi.

Osmanlı padişahlarının küçük yaşlardan itibaren şiir eğitimi aldığını ifade eden Pala, “Osmanlı padişahları da kendi toplumlarının geleneği içerisinde, daha şehzadeliklerinden itibaren şiir eğitimi alırlar. Tıpkı okçuluk eğitimi ve ata binme eğitimi aldıkları gibi şiir eğitimi de alırlar. Bu eğitim çocukluklarından itibaren başlar. Daha sonra ise şiiri, kendi toplumlarını anlayabilmek adına sık sık kullanırlar. Şiir biçiminde zafernâmeler yazarlar, sevinçlerini kutlarlar yahut gazeller ve kasideler kaleme alırlar. O dönemin entelektüel zümresi, yani seçkin insanları arasında kendilerine yer edinecek kadar edebiyatçı kimlikleri de ön plandadır. Osmanlı padişahları bu eğitimlerin ardından o kadar güzel şiirler yazmaya başlamışlardır ki, 36 Osmanlı padişahından 26'sı şairdir. Şehzadeleri veya saltanat ailesine mensup diğer kişileri saymıyorum. Şimdi, 36 padişahtan 26'sı şair ise bu 26 şairin her birinin toplumla bir derdi vardır” ifadelerini kullandı.