Kaynaklara göre İran Devrim Muhafızları içerisinde etkili isimlerden biri olan Ahmed Vahidi, müzakere dosyasında kapsamlı tavizler verilmesine karşı çıkan en önemli figürlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, İran’da güvenlik bürokrasisi ile diplomasi kanadı arasında belirgin bir yaklaşım farkı olduğunu gösteriyor.
Aynı şekilde İran heyetinde yer alan Mahmud Nebeviyan’ın, İslamabad’da gerçekleştirilen ilk tur görüşmelerin ardından kamuoyu önünde yaptığı sert açıklamalar, bu iç çatlağın görünür hale geldiğinin en somut göstergelerinden biri oldu.
Nebeviyan, müzakerelerde nükleer dosyanın gündeme getirilmesini “stratejik bir hata” olarak nitelendirerek, bu adımın ABD’nin elini güçlendirdiğini savundu.
İslamabad’da yaklaşık iki hafta önce gerçekleştirilen görüşmelerde İran heyetinin net ve bütüncül bir pozisyon ortaya koymakta zorlandığı da dikkat çekti. ABD tarafının teknik detaylar ve somut taahhütler talep etmesi karşısında İran’ın daha muğlak ve esnek bir dil kullanması, arabulucular tarafından “belirsizlik” olarak yorumlandı.
Diplomatik kaynaklara göre bu durum yalnızca taktiksel bir tercih değil, aynı zamanda Tahran’daki farklı güç merkezlerinin henüz ortak bir strateji üzerinde uzlaşamamasından kaynaklanıyor.
İran iç siyasetinde bu süreci şekillendiren temel dinamik ise iki ana eksen etrafında toplanıyor. Bir tarafta Devrim Muhafızları ve ona yakın sertlik yanlısı çevreler bulunuyor. Bu kesim, özellikle nükleer program ve bölgesel nüfuz alanları konusunda herhangi bir geri adımın rejimin stratejik derinliğine zarar vereceğini savunuyor.