Trump bu yanıtı “kabul edilemez” buldu. Sahada askeri baskı, denizde gerilim, enerji hatlarında risk devam ediyor. Trump’ın gerekçelerini bir kenara bırakarak gelinen aşamaya bu yazıda İran açısından bakacağız. Son müzakerelerde aslında Tahran’ın verdiği asıl mesaj başka: “Bu artık sadece nükleer dosya değil. Bu, bölgenin gelecekte nasıl yönetileceği meselesidir.”
- İran’a göre savaşın gerekçesi nükleer program değil.
- Tahran’daki okuma şu: “ABD ile İran ne zaman anlaşmaya yaklaşsa, ne zaman diplomatik süreç kritik bir eşiğe gelse, İsrail ve özellikle Netanyahu devreye giriyor. Ardından Trump’ın pozisyonu değişiyor.”
- İranlı yetkililer bunu artık münferit bir gelişme olarak görmüyor. Onlara göre Washington’un İran politikasının arkasındaki asıl belirleyici unsur, Amerikan ulusal çıkarından çok İsrail’in güvenlik mimarisi.
- Yani Tahran’ın cümlesi şu: “ABD bu savaşta kendi aklıyla değil, İsrail’in bölge tasavvuruyla hareket ediyor.”
- Daha da önemlisi İran, yaşananları yalnızca kendisine dönük bir saldırı olarak değil, Ortadoğu’nun İsrail merkezli yeniden dizayn edilmesi olarak okuyor.