◊ Küba’dan çok küçük yaşta Amerika’ya geldiniz. Bugün Küba kültürüne ne kadar yakın hissediyorsunuz? Küba, hayatınızda ve kimliğinizde nasıl bir yer tutuyor?

- Açıkçası, hayatımın her gününde kendimi Kübalı hissediyorum. Havana’da doğdum. 5.5 yaşındayken, Castro diktatörlüğünden kaçarak Amerika Birleşik Devletleri’ne geldim. Sonra burada, Amerika’da büyüdüm. Buraya gelebilmiş olmak benim için büyük bir şanstı; yoksa bugün burada olmazdım. Ama ben kendimi Kübalı ve Küba kökenli Amerikalı olarak tanımlıyorum.

En derinimde, iliklerime kadar Kübalı bir adamım. Bunun yanında Amerika tarafından kucaklanmış, kabul edilmiş ve desteklenmiş olmanın da şansını yaşıyorum. Bu nedenle içimde iki kültür var: Amerikan kültürüyle büyüdüm ama Kübalı kimliğimi hiçbir zaman kaybetmedim. Küba kültürü hayatımda çok güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Bu hep benimle. Bu sabah da bir Kübalı olarak uyandım.

◊ Konuştuğum birçok oyuncu, her işin bir sonrakinde yardımcı olabileceğini söyledi. Yeni insanlarla tanışıyorsunuz, yeni yaratıcılarla çalışıyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

- Ben buna açıkçası “Bir sonraki işimde bana yardım ederler” gibi bakmıyorum. Benim için daha çok çalışmanın yaratıcı deneyimi önemli. Oyuncuları seviyorum, oyuncularla çalışmayı seviyorum.

İyi insanlarla çalışıyorsanız, bir filmi yaparken biriktirdiğiniz anılar aslında geriye kalan en kıymetli şey oluyor. Belki film bittiğinde izliyorsunuz, sonuçtan mutlu oluyorsunuz. Yaratıcı deneyim başka bir şey; sonra bütün ham malzeme yönetmenin ve kurgucuların eline geçiyor ve performansınız şekillendiriliyor.