AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı saldırılarla ilgili tarafların Pakistan'da masaya oturması ve barış sürecini şöyle değerlendirdi:
"Ateşkesin sağlanması bizatihi kendisi adına önemli. Çünkü biliyorsunuz 40 günü aşkın bir süredir devam eden bu hal, sadece İran'a, sadece bölge ülkelerine değil, tüm dünya ekonomisi başta olmak üzere birçok alanda ciddi zararlar verdi. O nedenle biliyorsunuz zaten ateşkesi bütün dünya aslında bekliyordu bir an önce sağlanmasını. Ama şunu da söylemek lazım; ne ateşkesi sağlamak çok kolay, ne ateşkesi sürdürmek çok kolay. Özü itibarıyla şu an görünen o ki Hürmüz meselesi üzerine odaklı bir ateşkes yürüyor. Böylesi bir ateşkes; mesela İran hiçbir zaman "ateşkes" değil, önce barış anlaşmasını tam anlamıyla içeren bir ateşkes olmalıdır diyordu. Geçici ateşkesi asla kabul etmiyoruz diyorlardı ama işte onu da kabul etmek durumunda kaldılar. Bir an önce ateşkes sağlandı ve o ateşkesin bir barış anlaşmasına geçirilmesinin çok zor olduğunu düşündüğü için İran aslında ateşkes istemiyordu; bütünlüklü bir barış anlaşması istiyordu. Ama mesela İranlıların şu an itibarıyla ortaya sürdükleri tekliflere bakarsanız, kapsamlı bir şekilde hepsini bir kerede halletmeye çalışıyor.
Öbür taraftan ise Amerika'nın sadece Hürmüz ile ilgilendiğini görüyoruz. İsrail'i zaten biliyorsunuz; İsrail bir an önce daha da bu işi kışkırtmak, Amerika'yı peşinden sürükleyerek bu tür çatışmalı durumların devam etmesini hep talep eder, hep ister. O yüzden ateşkesin sürdürülmesi gerçekten bir pamuk ipliğine bağlı diyebiliriz. Bölge ülkeleri, Türkiye başta olmak üzere birçok ülke gerçekten ateşkesin sağlanması için yoğun çaba sarf etti. Özellikle bu anlamda bu çabayı sarf eden ülkeler ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımıza bu anlamda hepimiz, tüm dünya aslında bir teşekkür borçlu. Bizler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bu süreçte şunu çok net gördük; bütün ülkeler bu karmaşanın içerisine savrulurken Türkiye gerçekten bir huzur adası gibi, bir istikrar adası gibi gözüktü bunun içerisinde ve öncelikle bu kısmı çok önemliydi."
Hasan Basri Yalçın, Cumhurbaşkanı’nın ateşkes sürecinde 30’dan fazla devlet başkanıyla görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, yoğun diplomasi trafiğinin sonuç verdiğini aktardı:
"Bu ateşkesin sağlanması sürecinde bu tür krizli dönemlerde sanki dünyanın gözü dönüp dönüp Türkiye'ye, Cumhurbaşkanımıza bakar hale geldi. Çünkü öylesine krizli dönemlerden öylesine başarıyla çıktı ki Türkiye; Ukrayna örneği olabilir, Suriye örneği olabilir, Libya örneği olabilir, Karabağ örneği olabilir... Hem bu, hem iki savaşan ülkeyle tek tek görüşebilen yine tek ülke olarak; hem ikna etme kapasitesi hem de Türkiye'yi bu tür olayların dışında tutabilme becerisi.Türkiye'ye yönelik veya başka ülkelere yönelik bir baskı geldiğinde, "işte şu tarafta olun, şuna daha çok destek verin" gibi baskılar ülkelerin üzerine geldiğinde ülkeler bunlara çok fazla direnemiyorlar. Ama Türkiye; Ukrayna'dan tutup birçok alana kadar, Suriye'ye kadar, bugün İran meselesine kadar birçok alanda kendi pozisyonunu benimseyip diğer ülkeleri de kendi pozisyonunun peşinden sürükleyebilen bir başarı gösterdi. O anlamda muhtemelen birçok ülke lideri artık biz bunu Türkiye'de görüyoruz ama dışarıdan bakanlar daha net görür hale geldiler. Türkiye bu konuyla ilgili herhangi bir şey söylediğinde, Cumhurbaşkanımız herhangi bir şey söylediğinde ona kulak kabartıyorlar; "Türkiye'nin pozisyonu sağlam pozisyondur" gibi düşünmeye yönelik bir uluslararası eğilim de ortaya çıktı. O yüzden birçok devlet başkanı şu an itibarıyla bu tür krizlerde en fazla tecrübesi olan, bu tür krizleri en fazla yönetmiş olan ve her seferinde de başarıyla bu krizleri yönetmiş olan Türkiye'ye dönüp bakıyorlar ve Türkiye o anlamda kendi beklentileri çerçevesinde ateşkes anlaşmalarını da sağlayabilecek sonuçlar üretmeye başladı. Bu bizim adımıza kıymetli. Cumhurbaşkanımız sürecin başından itibaren "her türlü çatışmacı davranış barıştan daha kötüdür, savaşın kazananı yoktur, barışın kaybedeni yoktur" diye bunu defalarca anlattı. Keşke bu savaş başlamadan taraflar Cumhurbaşkanımızın o aklıselim yorumlarını dinlemiş olsalardı. Keşke mesela o görüşmeleri Umman'a götürmek değil de Türkiye'de, İstanbul'da yapmaya çalışsalardı; çünkü o zaman daha başka bir şey konuşuyor olurduk."