Motor sporları tutkunlarının uzun süredir beklediği tarihi gelişme, önceki gün nihayet gerçekleşti. Bu sporun zirvesi olarak kabul edilen Formula 1 yarışları, uzun bir aranın ardından yeniden Türkiye’ye döndü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Cuma günü düzenlenen törende yapılan açıklama, kamuoyunda büyük bir coşku yarattı.

Türkiye’nin ilk ve tek Formula 1 pisti olan İstanbul Park’ın, önümüzdeki 5 sezon boyunca yeniden takvimde yer alacak olması gerçekten son derece önemli bir gelişme. Bu noktada başta Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) yönetimi olmak üzere emeği geçen tüm paydaşlar güçlü bir alkışı hak ediyor.

Formula 1’in yarattığı heyecan, Cuma gününden itibaren hem ulusal medyada hem de sosyal medyada yapılan haber ve paylaşımlarda açıkça görüldü. Ancak bu tablonun bir de ekonomik boyutunu değerlendirmek gerekiyor.

Küresel ölçekte büyük ilgi gören Formula 1, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde; otomotiv teknolojilerinin zirvede yarıştığı ve uluslararası markaların buluştuğu dev bir endüstri olarak öne çıkıyor.

Araçların pistte 320 km/s hıza ulaşması kadar, organizasyonun yıllık 3 milyar doların üzerindeki gelir hacmi de dikkat çekici. Bu gelirin en büyük kısmını yayın hakları ve sponsorluklar oluştururken, yarış organizasyonlarından elde edilen gelirler de önemli bir paya sahip.