“Öncelikle her birinizin Kurban Bayramınızı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde dünyanın dört bir yanında yaşayan bütün vatandaşlarımın, gönül coğrafyasındaki her bir kardeşimin bayramını tebrik ediyorum. Bayramın İslam dünyası ve insanlık için mübarek olmasını niyaz ediyorum. Bayram en çok da çocuklar için bayramdır. Türkiye’nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını tebrik ediyor, her günlerinin bayram havasında geçmesini temenni ediyorum. Bayramlar yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi güçlendirdiğimiz günlerdir. Milletçe bu ruhu çok daha diri idrak ediyoruz.

Bayramlar ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor. Dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin şefkat ve merhamet elini ulaştıran sivil kuruluşlara hassaten teşekkür ediyorum. Şu anda Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını rabbimden niyaz ediyorum. Rabbim bizleri kendi yolundan, Peygamberinin yolundan, Peygamberimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’in yolundan ayırmasın. Çok değerli İstanbullular bugün Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken İstanbul’un Fethi’nin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içindeyiz. Bu anlamlı günde İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşında İstanbul’un fethini gerçekleştiren o şanlı komutanı aynı şekilde yad ediyorum. İstanbul’un fethi sadece büyük bir zafer, sadece çağ açıp kapayan bir olay değil dünyanın göz bebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. Can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllar sürecek bir güven ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi, Ayasofya dâhil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, yeniden hayat bulmasıdır. Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı “Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa bu milletin gönlünde de fetih şuur özlemi hiçbir zaman eksik olmaz” diyerek şöyle devam etti: “Biliyoruz ki bunu kabullenmeyenler var. İstanbul’un fethini sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içerde gerekse dışarda ama buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz.

Ne diyor onlar? Her kim ‘Zulüm 1453’te başladı’ diyorsa maskesini indirin altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim ‘İstanbul’un statüsü değişsin’ diyorsa bunlar Topkapı’da okunan Kur’an-ı Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek ‘Göçebe barbarlar Anadolu’da medeniyeti tahrip etti’ diyorsa pelerinini kaldırın göğsüne kazınmış Bizans dövmesi ile karşılaşırsınız.

Değerli kardeşlerim rabbim daha nice fetihlere bizi eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini dirliğini daim eylesin. Birliğimizi beraberliğimizi bozamayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, cuma namazını Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde kıldı. Cuma namazının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Nice bayramlara inşallah. Kurban Bayramı’nın 3’üncü gününü de bitiriyoruz ve biz de şimdi 29 Mayıs’a da denk gelmesi hasebiyle biraz sonra Haliç Kongre Merkezi’nde bir kutlama yapacağız. Şu anda tıklım tıklım dolu ve bugün 29 Mayıs Cuma tevafuk olarak Ayasofya’da kılma imkânımız oldu ve Ayasofya’da da katılım gayet güzeldi, muhteşemdi. Ve hamdolsun Fatih’ten Ayasofya’ya bugün bir yürüdük. Yürüyüş yapıldı ve İstanbullu burada cumayı kıldı. Bu da ayrı bir güzellik. Akşam İstanbul bir başka güzel olacak. Yıldızlar inşallah, bir gösteri yapacak İstanbul’da. Hep birlikte bunu kutlayacağız. Ben şimdiden sizlerin bu gayretine teşekkür ediyorum.”