Her şey, 1830’lu yıllarda Amerikalı doktor John Cook Bennett’in domatesin sağlık üzerindeki etkilerine dair ortaya attığı iddialarla başladı. Bennett’e göre domates yalnızca bir besin değil, aynı zamanda çeşitli rahatsızlıklara iyi gelebilecek doğal bir destekti. Bu fikir doğrultusunda domates bazlı ketçabı, sindirim sistemi sorunları başta olmak üzere birçok sağlık problemi için önermeye başladı.
KETÇAP BİR DÖNEM “MUCİZE İLAÇ” OLARAK TANITILDI
O dönemde Bennett, domates ketçabının özellikle ishal, hazımsızlık ve sarılık gibi yaygın sağlık sorunlarına karşı etkili olduğunu savundu. Hatta bu fikri bir adım ileri taşıyarak domates özlerinden hazırlanan ürünleri “domates hapları” adıyla piyasaya sundu.
Kısa sürede ilgi gören bu ürünler, dönemin alternatif sağlık anlayışı içinde geniş bir yer buldu. Ketçap, yalnızca yemeklerle ilişkilendirilen bir ürün olmaktan çıkarak sağlık amacıyla da tüketilmeye başlandı. Böylece ketçap, eczane raflarında da kendine yer buldu. Ancak bu ilgi uzun sürmedi.
Ketçabın bir "sağlık ürünü" olarak popülerleşmesiyle birlikte piyasaya farklı üreticiler de girmeye başladı. bazı satıcılar, ürünlerini öne çıkarmak için çok daha iddialı vaatlerde bulunarak ketçabın birçok hastalığa kesin çözüm sunduğunu, hatta "kırık kemikleri bile iyileştirebildiğini" öne sürdü.
Ancak bilimsel temelden uzak bu iddialar zamanla sorgulanmaya başladı. Sağlık alanındaki gelişmeler ve artan şüphelerle birlikte, domates ketçabının sanıldığı gibi mucizevi etkiler göstermediği görüşü yaygınlaştı. Böylece ketçabın ilaç olarak görüldüğü dönem de yavaş yavaş sona erdi.