(ANKARA) - EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, "İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası" dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Her gün yeni sınıf kardeşlerimizi öldüren bu iş cinayetleri düzenine karşı; 'İnsanca yaşam ve çalışma koşulları istiyoruz' diyen tüm işçi ve emekçileri bu mücadele hattında birleşmeye çağırıyoruz. İş cinayetlerini birlikte önleyebiliriz" ifadelerini kullandı.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, "İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası" dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Aslan, hafta kapsamında iş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemeye ve azaltmaya yönelik farkındalık oluşturulmasının amaçlandığını ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın konuya ilişkin sosyal medya hesaplarında bir açıklama yapılmadığını dile getirdi. "Saray rejimi" nedeniyle her gün yeni bir "iş cinayeti" olduğunu ileri süren Aslan, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nda 1'i çocuk 9 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini ifade etti.

Aslan, İSİG Meclisi'nin açıkladığı raporlara değinerek, ağırlaştırılan çalışma koşullarının ve sendikasızlaştırmaya yönelik politikaları nedeniyle iş kazası ölümlerinin arttığına dikkati çekti. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu'nun yürürlüğe girdiği andan itibaren de iş cinayetlerinin arttığını aktaran Aslan, kanun kapsamında kamu denetimlerinin tasfiye edildiğini ve İSG şirketlerine devredildiğini, denetim raporlarının da ücretle yazıldığını ve sistemin "danışıklı dövüş" haline geldiğini savundu.

"Son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Genel Müdürlüğünün 18 Mart 2026 tarihli genelgesiyle denetçilere; maden ocakları, inşaatlar ve fabrikalar gibi 'çok tehlikeli' işyerlerinde yapılacak teftişleri en az 15 gün önceden işverene bildirmesi talimatı verilmiştir. Patronlar açısından suç delillerini karartma, eksiklikleri ve kuralsız çalıştırmayı perdeleme anlamına gelen bu genelge yeni işçi katliamlarına davetiye çıkarmaktadır. İşyerlerinin yüzde 1'i bile denetlenmemekteyken bakanlığın teftişler için ayırdığı bütçe de her yıl azalmakta, hatta seçim dönemlerinde teftişler tamamen durdurulmaktadır."

Patronların talepleri doğrultusunda Saray rejiminin inşa ettiği bu mezbaha düzeninin yanı sıra iş cinayetlerinde yaşanan artışın önemli bir diğer nedeni ise işçi ölümlerinden sonraki adli soruşturma ve yargılama süreçlerinin etkin şekilde yürütülmemesidir. İş cinayetleri davalarında bugüne kadar sürdürülen yargılama pratiği dikkate alındığında, cinayetlerin asıl sorumlusu patronların ya hiç yargılanmadığı ya da ödül sayılacak göstermelik cezalarla dosyaların kapatıldığı; ilgili fabrika, atölye ve çalışma alanlarının denetiminden sorumlu kamu görevlilerinin ise neredeyse hakim yüzü dahi görmediği görülmektedir.

Geçtiğimiz aylarda Kocaeli Dilovası'nda; İŞKUR binasına 20-30 metre mesafede kaçak üretim yapan Ravive Kozmetik'te yaşanan iş cinayeti sonrası Bakan Işıkhan'ın yaptığı 'Sorumlu olanların tespit edilmesi ve hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz' açıklamasına karşın yargılama sürecinde tek bir kamu görevlisinin dosyaya eklenmemiş olması da bunun son örneğidir.