* “Serin Bir Sabah” oyunuyla tiyatro sahnesindesiniz. Oyunun hikâyesi nedir?
- Genç İngiliz yazar Cordelia O’Neill’ın yazdığı bir oyun bu. İki zıt karakterin önce metroda, sonrasında bir kahvecide çarpışarak birbirlerinin hayatlarına dahil oluşlarını seyrediyoruz. Benim karakterim Alex son derece pervasız, patavatsız, hayatı olduğu gibi yaşayan, çılgın, biraz deli bir kimlikken; Rupert iş dünyasında yer alan, kuralları olan, son derece programlı bir insan. Bu iki zıt kutup birleştiği zaman nasıl bir hayat kuruyorlar, onu görüyoruz. Sonra maalesef bir kayıp yaşıyorlar ve o kaybın ardından bayağı bir ayrışıyorlar. Yas tutma biçimlerini görüyoruz. Ardından birbirlerinde sevdikleri şeyleri tekrar buluyorlar ve “hayatta her şey mümkün”e doğru giden bir izlek düşüyor önümüze.
- Vallahi niyete bağlı o. Ben de her şeyin çok mümkün olmasını isterdim ama bazen olmuyor. Hepimiz yaşıyoruz bunu. Ama umut güzel bir şey. Bu oyunda da umut var. Aşkı ve kaybı çok güzel metaforlarla anlatıyor oyun.
* Siz ne kadar Alex’siniz gerçek hayatta?
- Bana uyan tarafları da var, uymayan tarafları da. Alex çok rahat. Ben o kadar rahat bir insan değilim bir kere. Ağzına geleni çok rahatlıkla söylüyor. İsteklerini dile getirip bunları talep edebiliyor. Böyle bir insan değilim maalesef. Daha kurallıyım, daha katıyım. Çılgın bir karakteri oynamak bana iyi geldi. Biraz dağıtmak, bu kadar rahat olabilmek... Gerçek hayatta olamadığım şeyi sahnede yaşıyor olabilmek ruhuma iyi geldi yani.
* Oyunu Tatbikat Sahnesi’nde izleyiciyle buluşturuyorsunuz. Turneye çıkacak mısınız?