(ANKARA) - DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından yapılan ortak açıklamada, "NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek sürdürülen gözaltılar, ev baskınları, hak ihlalleri ve tüm antidemokratik uygulamalar derhal son bulmalıdır. Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye, bir savaş örgütü olan NATO'dan derhal çıkmalıdır" ifadeleri kullanıldı.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 36. NATO Zirvesi'ne yönelik Alba Otel'de basın toplantısı düzenledi.
"NATO'ya Hayır" yazılı pankartın arkasında bir araya gelen sendikaların ortak açıklamasını, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar tarafından okundu."
"Emperyalizmin savaş örgütü NATO'nun 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştireceği zirve öncesinde, ülkemizde temel hak ve özgürlükleri hedef alan baskı politikaları giderek ağırlaşmaktadır" diyen Çakar, şöyle devam etti:"
"NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek günlerdir ev baskınları yapılmakta, çok sayıda kişi gözaltına alınmakta, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasaklanmakta, demokratik kamuoyu üzerinde baskı kurulmaktadır. Kent yaşamının baskıcı uygulamalarla kuşatılması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün fiilen sınırlandırılması kabul edilemez. NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen bu saldırılar yalnızca belirli kesimleri değil, toplumun tamamını susturmaya dönük bir gözdağı politikasının parçasıdır. Demokratik hakların kullanılmasının suç gibi gösterilmesine, barış ve demokrasi talebinin baskıyla bastırılmak istenmesine sessiz kalmayacağız."
Bizler DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak; savaş politikalarının, baskı rejimlerinin ve emperyalist müdahalelerin karşısında; emekten, barıştan, demokrasiden ve halkların kardeşliğinden yana tutum almaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki NATO, kuruluşundan bu yana halklara barış değil savaş, güvenlik değil istikrarsızlık getirmiştir. Darbelerden işgallere, kontrgerilla faaliyetlerinden vekalet savaşlarına uzanan tarihi bunun en açık kanıtıdır. Bugün de dünya, enerji kaynakları, ticaret yolları ve jeopolitik çıkarlar uğruna yürütülen çatışmaların ve savaş politikalarının ağır sonuçlarıyla karşı karşıyadır. Türkiye de bu tablodan bağımsız değildir. Siyasal iktidar, kendi siyasal varlığını sürdürmek ve içeride yaşanan ekonomik, toplumsal ve siyasal krizleri baskı politikalarıyla yönetmek adına ülkemizi NATO'nun güvenlikçi ve saldırgan stratejileriyle daha fazla uyumlu hale getirmektedir.