(TBMM) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yürütülen sürecin akıbeti ve yasal sürece ilişkin bir an önce adım atılması için iktidara seslenerek " Orta Doğu'daki istikrarsızlığı derinleştirmek isteyen güçler bekleme halinizden son derece memnunlar. Bunu görmüyor musunuz gerçekten? Bunun farkında değil misiniz? Madem 'dış güçler' diye bir tehdit algımız var. O zaman bu tehditleri ortadan kaldırmak için barıştan daha iyi bir yol yok. İktidar artık Nasrettin Hoca misali ipe un sermekten vazgeçmeli. Teyit, tespit tekerlemesine sarılarak puslu bir hava üretmemelidir. Meclis komisyonunun nihai raporunu eksik de olsa siyasi barışın yolunu açmak için bir rehber olarak kabul etmeli ve buradan ilerlenmeli. Artık arife tarif gerekmiyor. Adım atılsın ki ülke nefes alsın" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
1 Mayıs öncesi ev baskınları ve gözaltılara ilişkin konuşan Hatimoğulları, "Bugün sabahleyinde birçok eve operasyon düzenlendi. Aralarında bileşen partilerimizden SYKP, SODAP ve ESP'den arkadaşlarımızın olduğu çok sayıda sol, sosyalist, devrimci yurtsever insanın gözaltına alındığı birgün ve ayrıca bileşenlerimize çok uzun zamandan beri çok ciddi bir şekilde bir sindirme operasyonu söz konusu. Bu haksız ve hukuksuz tutuklamaları asla kabul etmiyoruz. Bugün bizler barışı konuştuğumuz bu süreçte, bugün Türkiye'nin demokratikleşmesinin ne kadar önemli olduğunu konuştuğumuz bu süreçte hala klasik bir biçimde baskıların devam ediyor olmasını kabul etmek mümkün değil ve bu, sürecin de asla doğasıyla uygun bir durum değildir. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz ki 1 Mayıs engellenemez" diye konuştu.
Hatimoğulları, Esra Işık'ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesine tepki göstererek "Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bizler Esra Işık'ın ve onun gibi doğası için mücadele eden, doğanın hakkı için mücadele eden bütün tutukluların acilen serbest bırakılması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Varto ve Karlıova halkını, gösterdikleri bu onurlu direnişten dolayı selamlıyoruz. Direnişlerini destekliyoruz" dedi.
Doruk Madencilik işçilerinin günlerdir Ankara'da eylemde olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, şunları kaydetti:
"'Açız, yoksuluz, çıplağız' diye açlık grevine giren işçiler bugün açlık grevlerinin dokuzuncu günündeler ve işçilerin direnişleri kısmi bir kazanımla devam ediyor. Neden kısmı diyorum? Çalışma Bakanlığı maaşlarının bir kısmının ödendiğini söylese de edindiğimiz bilgilere göre bu ödenen kısım son derece cüziymiş. Madenciler tüm alacaklarını ve haklarını alana kadar grevi devam ettireceklerini söylüyorlar. Biz maden işçilerini ziyaret ettiğimizde bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu ve işçiler orada o yağmurun altında direniyorlar. Niye? Aç kalmamak için. Niye? Maaşları ödensin diye. Niye? Mahrum edildikleri analarının ak sütü kadar helal olan haklarını alabilmek için yapıyorlar. 'Aşağıda metan gazı, yukarıda biber gazı, bize reva görülen bu' diyor işçi, işçiyi gözaltına alıyorlar, gaz sıkıyorlar. İnanılır gibi değil. Esas gözaltına alınması gereken, esas hakkında işlem yapılması gereken o işçilerin hakkı olan maaşlara çöken patronken o patrona karşı hakkını müdafaa etmek için alana, meydana çıkan işçilere gazlı, coplu saldırılar düzenleniyor ve işçiler gözaltına alınıyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir."