Vizyon 100 Platformu'nun düzenlediği 'Vizyon 100 İstanbul Zirvesi', 'Küresel Ekonominin Geleceği' ana temasıyla İstanbul'da bir otelde gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve FANUC Türkiye & CIS Ülkeleri Genel Müdürü Teoman Alper Yiğit de katıldı.

TÜRKİYE BU SÜREÇTE BİR ARZ PROBLEMİ YAŞAMADI'

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İçinden geçtiğimiz döneme baktığımızda küresel ekonominin belki de son on yılların en karmaşık, en kırılgan olduğu bir dönemindeyiz. Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya maalesef yeni riskler eklemiş durumda. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş, artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini arttırmıştır. Türkiye olarak tabii ki biz de bu süreçten etkileniyoruz, özellikle yükselen fiyatlar enerji ithalatçısı olan ülkemizi etkiliyor. Ancak şunun da altını çizmek isterim, Türkiye bu süreçte bir arz problemi yaşamadı. En pahalı enerji olmayan enerjidir. Elbette fiyat etkisini yaşıyoruz ama son 23 yılda attığımız adımlarla Türkiye tedarik sistemini çok çeşitlendirdi, depolama kapasitesini arttırdı, yerli üretimini geliştirdi, dolayısıyla bu süreçlerde bir arz problemi yaşamadık" diye konuştu.

'KÜRESEL EKONOMİDE ÜÇ TEMEL DÖNÜŞÜM SÜRECİNİN ÖN PLANA ÇIKTIĞINI GÖRÜYORUZ'

Yılmaz, "Tüm bu zorlu küresel konjonktürle birlikte küresel ekonomide üç temel dönüşüm sürecinin ön plana çıktığını görüyoruz. Birincisi dijitalleşme. İkinci dönüşüm alanı iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil dönüşüm. Üçüncü olarak çok taraflı ticaret sisteminin zayıflaması, jeopolitik bloklaşma ve stratejik sektörlerde artan korumacılık eğilimleri küresel ticaretin yapısını eskisine göre çok daha parçalı bir hale getirmiş durumda. Sonuç olarak bu eş zamanlı dönüşümlere uyum kapasitesinin arttırılması ülkelerin ve firmaların rekabet gücü açısından belirleyici hale gelmiştir. Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı küresel ortamda Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif ayrışmaktadır. Son dönemlerde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış durumda, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doları aşmış durumda. İlk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre Türkiye orta gelirli ülkeler liginden yüksek gelirli ülkeler ligine adım atıyor bu sene. Bu anlamda kritik" ifadelerini kullandı.

'DİPLOMASİYİ SAVAŞIN, ÇATIŞMANIN ÖNÜNE KOYUYORUZ'