Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bugün Kerbela Gazze'dir, Gazze'de yaşananlardır. Bugünün Yezid'i de Netanyahu hükümeti ve onun destekçileridir. Dünyanın gözleri önünde bir soykırım işlendi ve maalesef bu soykırıma birçok çevre sessiz kaldı. İşte bunun karşısında insanlığın vicdanını harekete geçirmemiz lazım." dedi.

Yılmaz, Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği (CAFERİDER) tarafından Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde düzenlenen "Evrensel Aşura Matem Merasimi" programındaki konuşmasında, Hazreti Hüseyin'in şahadetinin 1387. yılında gerçekleştirilen buluşmanın, uğruna can verdiği hakikat, adalet ve izzet davasının nesiller boyunca taşınan gücünü ortaya koyduğunu ifade etti.

Hazreti Hüseyin'in Kerbela'da şehadetinin İslam tarihinin en derin acılarından biri olarak asırlardır gönüllerde yaşamaya devam ettiğini dile getiren Yılmaz, "Peygamber Efendimizin sevgili torununun ve Ehlibeyt mensuplarının maruz kaldığı bu elim hadise bıraktığı hüzün kadar, temsil ettiği değerlerle de Müslümanların ortak hafızasında derin bir iz bırakmıştır. Kerbela, hak ile batılın, adalet ile zulmün, izzet ile zilletin karşı karşıya geldiği büyük bir insanlık imtihanı olarak hafızalara kazınmıştır. Hazreti Hüseyin Efendimizin, karşı karşıya kaldığı bütün baskılara rağmen hak bildiği yoldan ayrılmaması, adalet, hakkaniyet ve insan onurunu esas alan bir duruş sergileyerek, insanlığın vicdanında derin izler bırakması hepimiz için en kıymetli mirastır." ifadelerini kullandı.

Yılmaz, Ehlibeyt mensuplarının susuzluğa mahkum edildiğini, kadınlar ile çocukların tarifsiz sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını ve insanlığın ortak vicdanını yaralayan hadiseler yaşandığını kaydederek, Kerbela'nın ardından hafızalarda yer eden şeyin zulmün kudreti değil, Hazreti Hüseyin'in hakikat karşısındaki sarsılmaz bağlılığı ve izzetli duruşu olduğunu söyledi.

Bugün de dünyanın böyle bir imtihandan geçtiğini, "Güçlüyüm, istediğim her şeyi yaparım." diyenlerin olduğunu aktaran Yılmaz, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını vurguladı.

"Güçlüysem haklıyım, her şeye hakkım var." diyen bir zihniyetin dünyaya hiçbir şey kazandırmayacağını belirten Yılmaz, "Adaletten, merhametten, hukuktan bağımsız bir gücün hiçbir kıymeti yoktur, sürekliliği de yoktur. Kısa bir süre bu anlayış etkili olabilir ama insanlık tarihinden de biliyoruz ki meşruiyetten kopuk bir güç sürdürülemez. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti olarak dünyanın bu zor zamanlarında belirsizliğin arttığı, çatışmaların yoğunlaştığı bu dönemde şunu söylüyoruz. Hem haklı olacağız hem de güçlü olacağız. İkisini aynı anda başaracağız. İnsanlığın da buna ihtiyacı var diye inanıyoruz." diye konuştu.