Mayıs 1997'de Nelli Zidanova dünyanın en radyoaktif yerlerinden birine, Çernobil nükleer santralinin terk edilmiş enkazına girdi ve burada yalnız olmadığını gördü.

Tavanda ve elektrik kablolarını koruyan metal aksamda, bir zamanlar yaşamın oluşamayacağı düşünülen bir yerde siyah bir küf vardı.

Dışarıdaki tarlalarda ve ormanda, insanların bölgeyi terk etmesinden sonra kurtlar ve yaban domuzları yeniden yaşamaya başlamıştı. Fakat bugün bile reaktörün patlaması sonucu etrafa saçılan malzeme nedeniyle hâlâ müthiş miktarlarda radyasyon bulunan noktalar var.

Bir dizi mantardan oluşan küf, müthiş bir şey yapıyor gibi görünüyordu. Sadece insanlar terk ettiği için nükleer santralin içine girmemişlerdi. Zhdanova daha önceki araştırmalarında, Çernobil'in etrafındaki toprakta, mantarların bölgeye yayılan radyoaktif partiküllere doğru büyüdüğünü göstermişti. Şimdiyse radyasyonun orijinal kaynağına, patlayan reaktör binasının içindeki odalara ulaşmışlardı.

Araştırmalarıyla zararlı radyasyona yaklaşan Zhdanova'nın çalışmaları aynı zamanda radyasyonun Dünya'daki yaşama etkileri hakkındaki fikirlerimizi değiştirdi. Şimdiyse yaptığı keşif, radyoaktif alanların temizlenmesi ve hatta astronotları uzay yolculuklarında zararlı radyasyondan koruması adına umut veriyor.

Zhdanova'nın ilk ziyaretinden 11 yıl önce Çernobil Nükleer Enerji Santrali'nin dördüncü reaktöründeki rutin bir güvenlik testi, hızla dünyanın en büyük nükleer faciasına dönüşmüştü.