Buzdolabının olmadığı bir dünyada, serinlik lüksün ta kendisiydi. Kuzey’in donmuş göllerinden çıkan buzlar, tropik ülkelere taşınarak milyonerler yarattı. Detaylar haberimizin devamında!

SERVETİ BÜYÜDÜKÇE BÜYÜDÜ, BUZ KRALI LAKABINI ALDI

Bugün sıradan görünen bir buz parçası, 19. yüzyılda adeta bir servet kaynağıydı. Henüz modern soğutma teknolojileri yokken, özellikle Kuzey Amerika’nın donmuş göllerinden kesilen dev buz blokları dünyanın dört bir yanına gönderiliyordu.

Bu sıra dışı ticaretin öncülerinden biri olan Frederic Tudor, “Buz Kralı” lakabını alacak kadar büyük bir servet elde etti.

Kış aylarında donan göller, işçiler için adeta bir üretim sahasına dönüşüyordu. Testere benzeri aletlerle metrelerce kalınlıktaki buz tabakası kesiliyor, düzenli bloklar halinde çıkarılıyordu.

Atlar ve kızaklar yardımıyla taşınan bu buzlar, talaşla kaplanarak depolanıyordu. Talaş, buzun erimesini yavaşlatan doğal bir yalıtım görevi görüyordu.