ABD Başkanı Trump "Gideceğim, dünya ticaretini kurtaracağım, gerekirse İran'ı haritadan sileceğim..." diyerek okyanusları aşıp Hürmüz'e dayanmıştı. Lakin coğrafyanın tokadını yiyince "Pakistan rica etti, azıcık durup düşüneceğiz" kıvamına geldi. Kıvam dediğim, bildiğiniz "kıvırmanın" laciverti. "Özgürlük Projesi" tesmiye ettiği kepazeliğin hepi topu 48 saat sürmesinin başka bir izahı yok. Soykırımcı İsrail'in vekâlet savaşçısına sorarsanız, mahut proje bitmemiş, askıya alınmış sadece. Şayet "Özgürlük Projesi'ni" İran kabul etmezse bombardımana başlayacakmış. (Ne "özgürlük" ama!) Bu bitmez tükenmez tehdit muhabbetleri acizliğin ifadesi değil midir? Ne sanmıştı acaba; devasa uçak gemilerini Hürmüz Boğazı'nın dar sularına dizince, sigorta şirketlerinin alkış tutacağını, tankerlerin de düğün konvoyu gibi arkasına takılacağını mı? Malumunuz, kapitalist dünya düzeninde gemileri kaptanlar değil, sigorta baronları yürütür. Lloyd's "risk var" dediği an, o trilyon dolarlık donanma, sığ sularda sadece pahalı birer hedef tahtasına dönüşür. Nitekim dönüşmedi mi?
Bu ‘destansı öfkeyi’ biliyoruz hakkında detaylı bilgiler güncellenmektedir.