Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç, BM'nin Çatışmalarla Bağlantılı Cinsel Şiddet Raporu kapsamında İsrail'i kara listeye almasını ve bunun sonuçlarını AA Analiz için kaleme aldı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in, çatışma bölgelerinde yaşanan cinsel şiddet vakalarının tespiti, raporlanması ve önlenmesine yönelik çalışmaları yürütmekle görevlendirdiği Özel Temsilci Pramila Patten tarafından hazırlanan ve 2025 yılındaki gelişmeleri kapsayan "Çatışmalarla Bağlantılı Cinsel Şiddet Raporu 2026", 21 Nisan 2026'da BM'nin internet sitesinde yayımlandı. Raporla birlikte İsrail ordusu, geçen yıl eklendiği silahlı çatışmalarda çocuklara karşı ağır ihlallerde bulunan tarafların yer aldığı utanç listesinden sonra bu sefer de çatışma bölgelerinde cinsel şiddet uygulayan taraflar listesine eklendi.
Bu kadar kritik bir raporun gündeme oturmasını sağlayan ise İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon'un 28 Mayıs'ta X hesabından paylaştığı, "İsrail, artık Hamas ve DEAŞ ile birlikte kara listeye alındı." şeklindeki paylaşımı oldu. Zira Danon, normal şartlarda utanılması gereken bu raporu da İsrail karşıtı olmakla itham ettiği BM'nin yeni bir antisemitizm girişimi olarak lanse ederek raporun içeriğindeki ağır ithamların üzerini örtmeye çalışmıştır.
Danon, İsrail'in kara listeye alınmasını İsrail'e yönelik bir haksızlık ve Yahudi düşmanlığının yansıması olarak sunmaya çalışsa da BM'nin geçen yıl yayımladığı raporda İsrail'i bu konuda açık şekilde uyardığını hatırlatmak gerekir. Bu raporda, İsrail'e cinsel şiddet vakalarını durdurması ve BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) ilgili kararları doğrultusundaki taahhütlerine uyması çağrısı yapılmıştı. Buna rağmen İsrail'in geçen süre içinde BM gözlemcilerinin bölgeye erişimini sürekli engellediği, ayrıca raporda öngörülen önleme ve hesap verebilirlik tedbirlerini hayata geçirmediği görülmektedir.
Karara giden yolda yaşananlar nasıl ortaya çıkarıldı?
İsrail'in 7 Ekim 2023'ten sonra Gazze'den binlerce Filistinliyi herhangi bir yargı kararı olmadan, illegal bir şekilde kaçırarak Sde Teiman askeri hapishanesine sevk ettiği ve burada görevli askerlerin Filistinli esirlere tecavüz ettiğine yönelik görüntüler, geçen yıl medyada yer almıştı. Bu görüntülerden sonra yoğun tepkiler gelince başlatılan soruşturma neticesinde tecavüz hadisesine katılan askerler gözaltına alınmış ancak bu insanlık dışı suçları işledikleri görüntülerle sabit olan askerler, İsrail medyası tarafından kahraman olarak lanse edilerek herhangi bir ceza almaları engellenmişti. Hatta bu görüntüleri medyaya servis ettiği ortaya çıkan dönemin Askeri Başsavcısı Yifat Tomer-Yerushalmi, önce ölüm tehditleri almış, ardından istifa edip kaçmak durumunda kalmış ancak işin sonunda yakalanıp tutuklanmıştı.