Muhalif medyanın yeni hedefi bu kez Türkiye'nin enerji ve maden yatırımları oldu. Son dönemde özellikle GES projeleri, altın ve bakır madenleri ile enerji sahaları üzerinden yürütülen sistematik algı operasyonları dikkat çekiyor. Peş peşe yapılan yayınlarda Türkiye'nin kalkınması için hayati öneme sahip projeler; doğa talanı, rant, şirket işgali ve köylü direnişi manşetleriyle servis edildi.

Birçok muhalif yayın organı Diyarbakır'daki GES yatırımlarını, Artvin ve Ordu'daki maden aramalarını, Ege Bölgesi'ndeki altın sahalarını ve enerji projelerini hedef alan haberler yayımladı. Haberlerde sık sık ormanlar yok oluyor, doğa katliamı, köylüler ayakta gibi ifadeler kullanılarak kamuoyunda korku ve tepki oluşturulmaya çalışıldı.

Ancak dikkat çeken en önemli detaylardan biri, çevre dostu ve yenilenebilir enerji kaynakları arasında gösterilen GES projelerinin dahi hedef tahtasına oturtulması oldu. Karbon salınımı yapmayan, dünyanın birçok ülkesinde devlet teşvikleriyle desteklenen güneş enerji santrallerine yönelik yürütülen kara propaganda dikkat çekti.

GES projelerinin fosil yakıtlara göre çok daha çevreci olduğu bilinirken, bazı ideolojik çevrelerin Türkiye'nin enerji yatırımlarına koşulsuz şekilde karşı çıkması, arka plandaki art niyeti gözler önüne seriyor.

Cumhuriyet gazetesinin 7 Mayıs 2026 Perşembe günü yayımlanan, "GES projesine karşı itiraz: Çeşme halkı yok sayılamaz." başlıklı haberi, bunun en somut örneği. Cumhuriyet, çevre dostu olan projenin yapılışını yayımladığı haberler karşı çıkarak Türkiye'nin enerji yatırımlarına "takoz" olma konusunda en önde ilerliyor. 

Uzmanlara göre Türkiye'nin artan enerji ihtiyacı nedeniyle yerli kaynakların kullanılması artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Özellikle maden projeleri, savunma sanayiinden teknoloji üretimine kadar birçok stratejik alanda kritik rol oynuyor.