Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 6. OECD Beceriler Zirvesi'ne (OECD 2026 Skills Summit) katıldı. İSTİHDAMDA EZBERLER BOZULUYOR Erdoğan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: Sayın genel sekreter, sayın bakanlar, uluslararası kuruluşların kıymetli temsilcileri, değerli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. OECD 2026 Beceriler Zirvesi münasebetiyle sizleri kıtaların buluşma noktası İstanbul'umuzda ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ülkemizin dünyaya açılan cümle kapısı olan İstanbul'da sizleri misafir etmek, böyle önemli bir zirveye ev sahipliği yapmak gurur vesilesidir. Yurt içinden ve yurt dışından zirveye iştirak eden tüm misafirlere şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu önemli toplantıdan fırsat buldukça İstanbul'umuzun güzelliklerini, tarihi ve kültür zenginliklerini görme imkânı elde edeceğinize inanıyorum. Konuşmamın hemen başında bir hususun altını çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız, teknolojinin ve yapay zekânın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimin insanlığa neler kazandırdığı, neler kaybettirdiği hesabını elbette akademisyenlerimiz çok boyutlu bir şekilde yapmaktadır. Ama şunu hepimiz çok net biçimde görebiliyoruz: Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişimi doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu, biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile OECD arasındaki yakın iş birliğinin tezahürü olan bu zirvenin, beceriler alanında küresel diyalog için güçlü bir zemin oluşturacağını düşünüyorum. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin, daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişime paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor; bazı işler hükmünü yitirirken yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşerî sermayenin niteliği olacağı anlaşılıyor. Zirvenin ana temasının nesiller arası yeteneğin ortaya çıkarılması olarak belirlenmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Beceriler Zirvesi'nin başarılı geçmesini diliyor, farklı oturumlarda yapılacak değerlendirmelerin şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünya keskin bir dönüşümden geçiyor
"KARANLIK FABRİKA" DÖNEMİ BAŞLIYOR Değerli misafirler, uluslararası araştırmalar ülkelerin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösteriyor. Nüfusumuz yaşlanırken iş gücü piyasalarımız yeni baskılara, yeni meydan okumalara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm, beceri talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak iş gücü talebi azalırken, yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dâhil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, yeni imkânlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir. Bakınız, şurası son derece dikkat çekicidir: Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050 yılına kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına "karanlık fabrika" denilen, tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekânın talimat verdiği robotların uyguladığı, dolayısıyla üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni düzenin nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı ve hatasız üretim imkânı sunarken, diğer taraftan da ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece karanlık fabrika gerçeğine bakmak bile iş gücü piyasalarının sanayi devrimine benzer bir değişim dalgasıyla karşı karşıya olduğunu görmek için fazlasıyla yeterlidir. Beceriler Zirvesi'nde ele alınacak üç konu başlığının, başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum.
YAŞLANAN DÜNYA YENİ RİSKLER DOĞURUYOR Şüphesiz eğitim, her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket veya bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibi için yüktür. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor. Burada şu çarpıcı gerçeğe dikkat çekmek istiyorum: OECD'nin yaptığı değerlendirmelere göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme, hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. Dikkate alınması gereken bir diğer husus şudur: 2030'da dünya nüfusunun beşte birini 60 yaş ve üstü kişiler oluşturacak. 2050'de ise bu oranın dörtte bire ulaşacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe göre daha uzun süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, "her koyun kendi bacağından asılır" sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun, ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın hâlen diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün hâlen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesesini çeşitli projelerle güçlendirirken, diğer taraftan da dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemiyle kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz. EŞİTSİZLİK KALKINMANIN ÖNÜNDE ENGEL Kıymetli dostlar, üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemdedir. Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme, sadece bireylerin kariyerlerini değil, ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını yalnızca ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşerî sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke, gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 20-25 sene önce hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7'ye çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdamı yüzde 25,3'ten yüzde 31,7'ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan ve özellikle eğitimden uzaklaştıran her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2'den yüzde 43,38'e çıktı. GENÇLER İÇİN YENİ DESTEK PROGRAMI Geçtiğimiz hafta meclisimizde kabul