Mantarlar düşük kalorili, besleyici ve mutfakta son derece kullanışlı olmalarının yanında bağışıklık sistemi, bağırsak sağlığı ve beyin fonksiyonları üzerinde de dikkat çekici etkiler gösterebiliyor. Uzmanlara göre düzenli tüketilen mantar, sofraya sadece lezzet değil; vitamin, mineral ve güçlü antioksidan desteği de getiriyor.
Mantar, çoğu zaman yemeklerin yan malzemesi gibi görülse de aslında tek başına oldukça güçlü bir besin. Az yağlı, düşük kalorili, lif ve vitamin bakımından zengin olan mantarlar; etli dokuları, yoğun umami lezzetleri ve farklı türleriyle sofrada hem doyurucu hem de sağlıklı bir seçenek sunuyor.
Sote edilip ekşi mayalı ekmeğin üzerine konduğunda da, kremalı risottoya ya da sebzeli güvece eklendiğinde de mantar hem lezzeti artırıyor hem de yemeğin besin değerini yükseltiyor. Üstelik yalnızca lezzet açısından değil, içerdiği bitkisel bileşikler ve antioksidanlar sayesinde sağlık açısından da dikkat çekiyor.
Klinik beslenme uzmanı Eva Humphries’e göre marketlerde kolayca bulunabilen mantarlar bile, antioksidan içerikleri sayesinde insan sağlığının farklı yönlerini destekleme potansiyeline sahip.
Humphries’e göre mantarlardaki bazı antioksidanlar karaciğeri toksinlere karşı, beyni strese karşı korumaya yardımcı olabilirken; bazıları da bağışıklık sistemine destek verebiliyor.
Mantarların en önemli özelliklerinden biri, düşük kalorili olmalarına rağmen vitamin ve mineral bakımından zengin bir yapıya sahip olmaları. 2021’de ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir nüfus çalışmasında, daha fazla mantar tüketen kişilerin daha uzun yaşama eğilimi gösterdiği belirtilmişti. Bunun nedenlerinden biri de mantarın besin içeriği olarak gösteriliyor.