15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerindeki yükü hafifleten tünel, trafik sisteminde adeta bir sigorta işlevi görüyor. Daha az yakıt tüketimi, daha düşük emisyon ve hızlanan lojistik akış, dolaylı olarak milyarlarca liralık katkı yaratıyor. Aynı zamanda çift katlı yapısıyla mühendislik açısından da prestijli bir proje olan Avrasya Tüneli, İstanbul’un ulaşım omurgasının vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmiş durumda.
Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) tarafından düzenlenen Kamu Özel Sektör İşbirliği (KOİ) Forumu için Barselona’dayız. Kamu ve özel sektörü, uluslararası kuruluşları, akademiyi ve sivil toplum örgütlerini tek platformda buluşturan forumda sahnede Türkiye, başrolde ise davetlisi olduğumuz Avrasya Tüneli var.
20 Aralık 2016’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılan ve son 10 yılda ülke ekonomisine yaklaşık 2.6 milyar dolar katkıda bulunan proje uluslararası arenada kamu-özel işbirliği açısından en başarılı projelerden biri olarak kabul ediliyor. Avrasya Tüneli geçen yıl da Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından teknik çerçevesi oluşturulan ‘Mavi Nokta Ağı’ (Blue Dot Network) sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayan ilk proje olarak dikkat çekmişti.
“Yapı Merkezi olarak Türkiye’de, içinde olduğumuz iki büyük KOİ projesi, Avrasya Tüneli ve 1915 Çanakkale Köprüsü de bu vizyonla ele alındı. Bu projeler, dayanıklılığın tek bir özellik olmadığını; tasarım, inşaat, finansman ve işletme süreçlerinin tamamında gösterilen sürekli bir çabanın sonucu olduğunu ortaya koyuyor.”
Bu sözlerin sahibi ise Forum’daki konuşmacılar arasında yer alan Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu. Avrasya Tüneli’nin, dayanıklılık konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdığını vurgulayan Arıoğlu, “Tünelin yaşam döngüsü boyunca, orijinal teknik şartnamelerin ötesine geçen birçok iyileştirme gerçekleştirdik. Bunlar arasında, geliştirilmiş güvenlik sistemleri, ileri izleme teknolojileri ve çok çeşitli koşullar altında güvenli ve kesintisiz hizmeti sağlamak için sürekli operasyonel iyileştirmeler yer alıyor. Bu yaklaşımın önemi belirsizlik dönemlerinde ortaya çıktı. Örneğin pandemide trafik yoğunluğu önemli ölçüde ve öngörülemez şekilde değişti. Buna rağmen tünel, operasyonel sürekliliğini ve finansal istikrarını korumayı başardı” diye konuştu.
Türkiye’deki kamu-özel ortaklıklı projelerin dayanıklı, sürdürülebilir bir finansman modeliyle hayata geçirildiğini vurgulayan Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün ise şu noktaların altını çizdi: “Türkiye, 20 yılda kamu-özel sektör işbirliği projelerinde önemli deneyim ve uzmanlık geliştirdi. Örneğin, dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprülerinden biri olan 1915 Çanakkale Köprüsü, sadece mühendisliği değil, uzun vadeli finansal istikrarı ve varlık değerini de temsil ediyor. Benzer şekilde, Avrasya Tüneli, yüksek trafik yoğunluğu, jeoteknik sorunlar ve sismik riskler gibi mühendislik zorluklarını ele almak için inşa edilmiş olup, yüksek hizmet sürekliliğini sağlayacak şekilde işletiliyor.”Avrasya Tüneli projesi ile kamu tasarrufunun önümüzdeki yıllarda 8.6 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor. Devlet, sözleşme süresinin dolduğu 2041 sonrasında Avrasya Tüneli’ni devralacak ve tüm gelirin sahibi olacak. Forumun ‘KÖİ Projelerinin Toplum Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi’ başlıklı oturumunda konuşan Avrasya Tüneli İşletme Direktörü Murat Gücüyener “Tünel her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz. KÖİ’lerin gerçek değeri yalnızca ne inşa ettiğimizde değil, bunları nasıl işlettiğimizde, geliştirdiğimizde ve topluma nasıl değer sunduğumuzda saklı” sözleriyle tünelin katkısına dikkat çekti.