PAMPHYLİA bölgesinin önemli liman kentlerinden biri olan Side, tüm Antik Çağ boyunca bölgenin dini, ticari ve kültürel merkezlerinden biri olarak öne çıktı. Milattan sonra yedinci yüzyılın sonuna kadar tarihlenen kentte 16 yüzyıl yaşam sürdü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında, Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Feriştah Alanyalı’nın başkanlığında yürütülen Side Antik Kenti’ndeki arkeolojik kazı çalışmaları son yıllarda hız kazandı. Kazılarda kentin tarihi dokusu önemli ölçüde ayağa kaldırılırken, değerli buluntulara da rastlanıldı.
Ziyaret ettiğimiz Side Antik Kenti’nde bu eserlerin ortaya çıkarılış ve tarihteki önemine dair hikâyelerini de Prof. Dr. Alanyalı’dan dinledik:
“Kazılar 1947 yılında başlıyor ama 1975 yılından sonra bir duraklama sürecine geliniyor. Bakanlık 1982 yılında karar alıyor. Fakat plansız turizm Side’nin neredeyse bir antik kent olduğunun unutulmasına sebep olmuş. Turistler bir tek tiyatroyu, müzeyi görüyorlardı. Onun dışında burayı bir alışveriş merkezi olarak görüyorlardı. Kimse, buranın bir antik kent olduğunun farkında değildi. 2014, Side’nin araştırma tarihinde bir dönüm noktası oldu.
İlk kez tiyatro ile liman arasındaki alanın birinci derece sit derecesi kaldırıldı, üçüncü derece arkeolojik alanı sit yapıldı. Bu alanda görülebilen Atena ve Apollon tapınağı vardı. Kentten haberdar değildik. Hepsi yapıların altındaydı. Kentsel planı ekledik. Bakanlık projeyi onayladı, kentsel dönüşümü yaptı. Bugüne kadar yaklaşık 150 parselde, 80 bin metrekareye yakın alanda kazı çalışmaları yaptık. Bunları sadece açığa çıkarmakla kalmadık; kentin derinlerinde, kentin tarihini M.Ö. 9’uncu yüzyıla kadar çekebilmeyi başardık. Bu çok önemli bir bilgiydi. Kent M.Ö. 9’uncu yüzyılda Akdeniz’in kıyısında özellikle bir liman ticareti için kurulmuş.
Bir caddeden haberdar değildik. Kazılarda açığa çıkarıldı. Şimdi restore ediyoruz. Boydan boya ziyaretçilerin üzerinde yürüyebilecekleri bir yol haline getireceğiz. Bir liman agorası ortaya çıkardık. Agora ticaretin merkezi. Liman agorasının hemen yanında liman gümrük yapısını da bulduk.
Limanın güney yarısını Tanrılara, kuzey yarısını ise ticarete ayırmışlar. Burada ilk kez kent planını okuyabildik. Side’nin balık sırtı şeklinde bir kent planı olduğunu gördük. Özel mülkiyette yaptığımız kazılarda çok daha eski tapınakları ve stoaları (galeriler) açığa çıkardık. Selçuklular tarafından burada bir yapıyı küçük bir şapele çevirdiklerini tespit ettik. Kentsel dönüşüm ile birlikte Side’de sayısız Roma villası, sayısız anıtsal yapı ve çok önemli kamu yapılarını, bir Afrodite, bir Serapis tapınağını ortaya çıkardık. Şu anda onların bir kısmı evlerin altında izlenebiliyor.”