Şiddet konuşuluyor ve bakışların ilk çevrildiği yerlerden biri televizyon dizileri oluyor. Kolay hedef, kolay suçlu. Ama doğru adres mi? Bence değil. Çünkü asıl bakılması gereken yer artık ekran değil, dijital medya, platformlar ve bunları yöneten algoritma. Geçtiğimiz günlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile sohbetimizde söylediği bir cümle aslında tartışmanın çerçevesini değiştirecek nitelikteydi:

“Türk dizileri zaten denetleniyor. Asıl sorun dijital mecralarda.”

- Türkiye’de televizyon yayıncılığı denetimden geçiyor.

Tüm  bunlara rağmen yanlış var ise tabii ki düzeltilmelidir. Peki dijital mecralar?

Kim denetliyor? Bir çocuk bir tıkla uyuşturucu yapım videolarına, seri katillere, şiddeti romantikleştiren sahnelere ulaşabiliyor. Üstelik bunlar tesadüfen karşısına çıkmıyor. Sadece bir kere bakması yetiyor. Sonrasında algoritma devreye giriyor. Öne itiyor, besliyor. Sonuç mu? Öfke tıklanıyor. Şiddet izleniyor. İzlendikçe etkileşim alıyor. Etkileşim kötülükle birlikte para getiriyor. Bir algoritma ekonomisi karanlık bir boşlukta dönüyor.

İşte asıl çelişki de burada başlıyor. Bir yandan yerli diziler hedefe konuyor. Diğer yanda yabancı platformlarda her türlü uç içerik “özgürlük” başlığı altında dolaşıyor. Bu çifte standardı dünya da sorguluyor; yaş sınırını tartışan da var, Avrupa Birliği gibi şeffaflığı ya da ABD gibi düzenleme yollarını arayanlar da. Çünkü artık fark edildi: