Küresel enerji ticaretinin kalbi olarak kabul edilen Hürmüz Boğazı, bugün bir kez daha uluslararası gerilimin merkezinde yer alıyor. Ancak savaşın seyrine dair sıcak gelişmeler de yaşanıyor. 

ABD'nin İran ile savaşı sona erdirmek ve daha ayrıntılı nükleer müzakereler için Tahran yönetimiyle tek sayfalık mutabakat zaptı imzalamaya yakın olduğu öne sürüldü. Axios platformunun ismini vermek istemeyen, konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara ve bazı ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD, mutabakat zaptı imzalanması için İran'dan 48 saat içinde yanıt bekliyor. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Washington'ın 14 maddelik barış teklifini değerlendirdiklerini açıkladı. 

Ancak Hürmüz krizi tüm dünya için büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Bugünü anlamak için geçmişe bakmak çoğu zaman bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle krizlerin tekrar eden dinamikler üzerinden şekillendiği Orta Doğu’da, bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimi kavrayabilmek için yaklaşık 40 yıl önce yaşanan ‘Tanker Savaşı’nı hatırlamak kritik önem taşıyor. Çünkü aktörler büyük ölçüde aynı ancak yöntemler, teknolojiler ve siyasi dengeler farklı. Peki, bugünkü tabloya geçmeden önce, o dönemde tam olarak ne yaşanmıştı? Kısaca hatırlayalım…TANKER SAVAŞI NASIL BAŞLADI?

1980’li yıllarda İran-Irak Savaşı sırasında ortaya çıkan Tanker Savaşı, İran ve Irak’ın birbirlerinin petrol altyapılarını hedef almasıyla başlamıştı. Bu süreçte özellikle İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü güçlendirmek amacıyla deniz mayınları, füzeler ve sürat tekneleri gibi asimetrik savaş unsurlarını devreye soktu.

ABD ise bu dönemde doğrudan çatışmaya girmekten kaçınsa da küresel petrol akışının sekteye uğraması üzerine müdahil olmak zorunda kaldı. Dönemin ABD yönetimi, petrol tankerlerini korumak amacıyla ABD Donanması’nı bölgeye gönderdi. Bu müdahale, Soğuk Savaş dinamikleriyle de yakından bağlantılıydı; özellikle Kuveyt’in Sovyetler Birliği’nden yardım isteme ihtimali Washington’ı harekete geçirdi.

‘PEYGAMBER DEVESİ OPERASYONU’ VE GERİLİMİN TIRMANIŞIBu saldırıya karşılık olarak ABD, ‘Peygamber Devesi Operasyonu’ adı verilen geniş çaplı bir askerî harekât başlattı. Operasyon kapsamında İran’a ait savaş gemileri batırıldı ve ABD’nin iddiasına göre tanker saldırılarında komuta merkezi olarak kullanılan açık deniz petrol platformları imha edildi. Bu gelişmeler İran’ın geri adım atmasına yol açtı.