Bir gemide başlayan ve pekçok ülkeden art arda gelen haberler sonrası herkesi endişelendiren 'hantavirüs' salgınıyla ilgili Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'dan önemli açıklamalar geldi. TGRT Haber canlı yayınına katılan Ceyhan, korkutan tabloyu açıkladı. Ceyhan, hantavirüsün 'AND' varyantının insandan insana bulaşabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan hantavirüs ile ilgili şunları söyledi:

Bu virüs bizim daha çok bildiğimiz Kırım-Kongo kanamalı ateşiyle aynı aileden. Dolayısıyla Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa'da, Asya'da buna benzer bir hastalık yapıyor. Yani ateş, kanamalar, deri altına, dışkıdan kanamalar ve arkasından böbrek yetmezliğiyle kaybediliyor. Hastalığın en büyük özelliği o. Yüzde 5 ile 15 arasında değişen bir ölüm oranı var. Türkiye'de ve Asya'da görülen hastalıklarda. Türkiye'de 2009'dan beri 250 civarında hasta görünmüş. ve %5 olmuş ölüm oranı. Ancak Amerika kıtasında farklı tipler hastalığa neden oluyor. Bunun 20'den fazla tipi var. Oradaki virüs tipiyle bu taraftaki Avrupa -Asya tarafındaki virüs tipi birbirinden tamamen farklı. O yüzden orada farklı bir hastalık. Solunum sistemini tutuyor. Dolaşım ve kalp yetmezliğiyle öldürüyor orada. Ölüm oranı çok daha yüksek. Yüzde 40'lar civarında. Şimdi bunların içerisinde bütün hantavirüsler hep kemirgenlerin atıkları daha çok. Isırmasıyla da bulaşan vakalar var ama çok nadir. Atıkları yoluyla bulaşmış. Şimdiye kadar sadece bir tipinin bu işte Ant dağlarından Güney Afrika'daki Ant dağlarından adını alıyor. Antip'inin insandan insana bulaşabildiği 30 yıl önce, 1996'da gösterilmiş. O zamandan beri bu takip ediliyor. Diğer tipler insandan insana bulaşma göstermiyor. Bu tip gösteriyor.

İnsandan insana bulaşan tipi olduğu için bütün ülkeler ülkelerine sokmamak için yoğun önlemler alıyor. Yoksa hantavirüs yılda mesela Avrupa'da yılda 1885 vaka görülüyor. Yaklaşık 1950 'li yıllardan beri bildiğimiz bir virüs, yeni bir virüs de değil. Hatta bundan daha fazla insana bulaştığı olaylar da var. Arjantin'de birkaç yıl önce bir kişi 34 kişiye bulaştırmış. Bunların 11'i hayatını kaybetmiş. Dolayısıyla buradaki enteresan tarafı bir gemi ortamında olması bu işin ilk defa dünyada. Ve insandan insana bulaşan bu antipiyle olması. Şimdi bu insanların da ülkelerine dağılıyor olması.

Ama ilk defa bu virüsle temas eden insanlar başka ülkelere gittiği için henüz böyle resmi, standart ne yapılacak, nasıl önlem alınacak bilgisi yok. Oysa bu bunların benzeri durumlar başka virüslerde yaşandı. O yüzden bu kadar çok dağınıklılığa neden olmamak lazım. Mesela Amerika Birleşik Devletleri bildiğiniz gibi Dünya Sağlık Örgütü'nden ayrıldı. Şimdi Amerika kendisi bir yöntemi uyguluyor. Dünya Sağlık Örgütü farklı bir yöntem öneriyor.

Şimdi tek bilinen şey şu bu kişiler Türkiye'ye gelen Türk vatandaşları da dahil girdikleri andan itibaren karantinaya alınmalılar. Ancak ben Sağlık Bakanlığı ile aynı düşüncede değilim. Sağlık Bakanlığı ev karantinası uygulamaya karar verdi bunlara. Oysa bu çok riskli bir durum. Hastanede karantina olması ya da bir karantina merkezinde karantina olması gerekirdi. Çünkü burada bütün amaç ilk vakayı ortaya çıkarmamak.