İngilizce, Arapça ve Farsça yayımlanan uluslararası raporlar ile enerji piyasası verileri, İran’ın ekonomik sisteminde yalnızca geçici bir daralma değil, çok katmanlı ve yapısal bir çözülme yaşandığını ortaya koyuyor.

Uluslararası enerji takip kuruluşlarının verilerine göre, savaş öncesinde günlük yaklaşık 1,6–1,8 milyon varil seviyesinde olan deniz yoluyla petrol ihracatı, ambargo sonrası 400 bin varilin altına düştü. Bu düşüş, İran’ın petrol gelirlerinde yaklaşık yüzde 75’lik bir kayıp anlamına geliyor. Söz konusu daralma, yalnızca ihracat hacminde değil, ülkenin döviz gelirlerinde ve bütçe dengelerinde de ciddi kırılmalar yarattı.

Savaş öncesinde İran, günlük yaklaşık 3,2 milyon varil petrol üretimi gerçekleştiriyor ve bunun 1,8 milyon varilden fazlasını ihraç edebiliyordu. Bu ihracatın önemli bir kısmı, Çin’deki bağımsız rafineriler ve “gölge tanker” olarak adlandırılan alternatif taşımacılık ağları üzerinden gerçekleştiriliyordu.

Ancak ABD öncülüğünde başlatılan deniz ambargosu, bu sistemin büyük ölçüde çökmesine neden oldu. Uydu verilerine dayanan analizler, İran’ın ana ihracat terminali olan Hark Adası’nda depolama kapasitesinin dolma noktasına ulaştığını ortaya koyuyor. Bu durum, İran’ı 2018 yaptırımlarından bu yana ilk kez petrol üretimini erken ve zorunlu şekilde azaltmaya itti.

İran’ın iç rafineri kapasitesi günlük yaklaşık 2,6 milyon varil seviyesinde kalırken, üretim ile işleme kapasitesi arasındaki fark günlük yaklaşık 600 bin varil fazla petrolün depolanamamasına yol açıyor. Bu da üretim kısıntısını kaçınılmaz hale getiriyor.

Uluslararası raporlara göre İran, yaklaşık 160–170 milyon varil petrolü dünya genelinde tankerlerde depolamış durumda. Bu “yüzen stoklar” teorik olarak bir rezerv işlevi görse de pratikte yüksek maliyetler yaratıyor.