Postane İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısında İklim Ağı temsilcileri, fosil yakıtlara bağımlı enerji politikalarının hem iklim krizi hem de jeopolitik gerilimler karşısında ülkeleri giderek daha kırılgan hale getirdiğine dikkat çekti. Ukrayna ve İran ekseninde yaşanan çatışmaların da bu kırılganlığı görünür kıldığı belirtilerek, COP31’in fosil yakıtlardan adil çıkış için kritik bir fırsat sunduğu vurgulandı.
Temsilciler, fosil yakıtlardan çıkışın Türkiye gibi hem iklim krizinden en çok etkilenecek hem de enerjide dışa bağımlı ülkeler için enerji güvenliği bakımından hayati önem taşıdığını ifade etti. Bilimsel çalışmalar, fosil yakıt kullanımına ilişkin küresel eğilimlerin sürmesi halinde Türkiye’nin iklim yapısında köklü bir dönüşüm yaşanacağını ortaya koyuyor. Buna göre, ülke topraklarının yaklaşık yüzde 55’ini etkileyen sıcak-kurak iklim kuşağının 2040’larda yüzde 70’e, 2070’lerde ise yüzde 80’e ulaşması; yağış rejimlerinin zayıflaması ve bazı bölgelerde çölleşme riskinin artması bekleniyor.
Bu çerçevede temsilciler, iklim zirvesine liderlik edecek Türkiye’nin fosil yakıtların tüketimini sonlandırmaya yönelik küresel çabalara örnek olmak için atacağı ilk ve en önemli adımın kömürden adil bir çıkış takvimi açıklamak olduğunu vurguladı:
Hatırlanacağı üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum da 17. Petersberg İklim Diyaloğu’nun açılış toplantısında son dört yılda ikinci kez enerji arzı krizi yaşadığını belirterek bu sürecin, “fosil yakıtların enerji güvenliğini garanti etmediğini” gösterdiğine dikkat çekmişti. Benzer şekilde, 2023 yılında Dubai’de gerçekleştirilen COP28’de ülkeler, 2030’a kadar tüm alanlarda fosil yakıtlardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırma yönünde ortak bir karar almıştı.
İklim Ağı üyesi WWF-Türkiye’den Ayşe Mine Doğan, Türkiye’nin fosil yakıt tüketiminde yüksek dışa bağımlılığının enerji güvenliği kadar ekonomik ve çevresel kırılganlıkları da artırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Enerji üretiminde kullandığı fosil yakıtların yüzde 78’ini ithal eden Türkiye’nin fosil yakıt ısrarı; enerjide dışa bağımlılık, yüksek faturalar, giderek kötüleşen hava, su ve toprak kirliliği ile artan sağlık sorunları olarak geri dönüyor. Üstelik son dönemde Ukrayna ve İran ekseninde yaşanan çatışmaların gösterdiği gibi, fosil yakıtlara dayalı enerji sistemi Türkiye’yi küresel krizler karşısında çok daha kırılgan hale getiriyor. Türkiye elektriğinin neredeyse yüzde 60’ını fosil yakıtlardan üçte birini ise en kirli yakıt olan kömürden üretiyor; kullandığı kömürün yaklaşık yüzde 60’ını ise ithal ediyor. Bu tablo bize fosil yakıtların enerji güvenliği için bir çözüm olmadığını açıkça gösteriyor.