İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin Pakistan'a gitmesi ABD ile İran arasındaki uzlaşı umutlarını yeniden alevlendirdi. İran yönetiminin 'saldırı tehdidi ve abluka altında müzakerelere hayır tavrı'nı yumuşatması sinyali vermesi, zamanlama ve mahiyet açısından stratejik bir manevraya işaret ediyor. Bu çıkış bize Acem diplomasisinin dünyanın gidişatı ve özellikle de ABD'nin izlediği yeni küresel strateji hakkında 'içgüdüsel bir malumata' sahip olduğunu gösteriyor. Zira ABD'nin hedefi İran ile savaşı uzatarak Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi yeni bir stratejik bataklığa saplanmak değil. Sütten ağzı yanan ABD, yoğurdu artık üfleyerek yemeyi tercih ediyor. Donald Trump ile birlikte hatta Barack Obama'nın iktidara geldiği 2008'den bu yana bütün ABD başkanları küresel siyasette Çin'i hedefe koyan bir grand strateji izliyor. Obama ve Joe Biden döneminde Arap Baharı, Suriye, Rusya, Ukrayna ve Libya dosyaları öne çıksa da ana hedef hep Asya-Pasifik'te yükselen ejderhaydı. Ancak Çin'i, kuşatmak ve etki alanını erozyona uğratmak için farklı coğrafyalarda ve ülkelerde giriştiği hamlelerde ABD hep istemediği büyük savaşlara sürüklenerek çıkmaza girdi. Bu dilemmaya son veren isim Trump oldu. Müesses nizamın tedavüle sokmak istediği politikaları şimdiye kadar başarıyla uygulayan Trump'ı en zorlayan dosya İran oldu. Fakat bu zorluğun üstesinden gelecek gibi görünüyor.

Trump, İran ile uzlaşı i‘Çin’ her yolu deneyecek hakkında detaylı bilgiler güncellenmektedir.