ABD ve bazý Avrupa ülkelerinin, kültürel ve geleneksel meseleleri dikkate almaksýzýn Ýran ile kurduðu saðlýksýz iliþkiler, 1979 devrimi öncesinde Ýran aydýnlarýnýn ve siyasi oluþumlarýn Batý karþýtý düþüncelere sahip olmasýna ve sol düþünce akýmlarýnýn etkisi altýna girmesine neden oldu.
1979 yýlýndaki Ýslam Devrimi'nin baþarýlý olmasýnýn altýnda yatan en önemli neden de Batý karþýtlýðýnýn bir motivasyon kaynaðý olarak kullanýlmasýydý.
Ancak söz konusu bu karþýtlýk, Ýran halkýnýn günlük hayatýný ve çýkarlarýný olumsuz yönde etkileyecek seviyeye geldiðinde günümüz dünyasýnda tamamen tecrit edilmiþ bir ülke olunamayacaðý sonucunu doðurdu.
Kerbasçi, AA muhabirine yaptýðý açýklamada, Batý ülkelerinin Ýran ile kuracaðý iliþkilerde Ýran'ýn baðýmsýzlýðýna ve egemenliðine saygý göstermesi gerektiðini anladýðýný ve Ýran'daki hükümetin de siyasi, kültürel ve ekonomik baðýmsýzlýðýný koruyarak hareket etmesinin mümkün olduðunu dile getirdi.
Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerin siyasi, kültürel ve ekonomik baðýmsýzlýðýný koruyarak dünya ile dengeli iliþkiler kurduðunu ve bu modelin Ýran için de uygulanabilir olduðunu aktaran Kerbasçi, þöyle devam etti:
"Ýslam Cumhuriyeti liderliðinin sloganý, 'Eðer adil iliþkiler olursa, dünyayla çalýþabiliriz' þeklindeydi. Günümüzde tecrit edilmiþ bir ülke olamayýz. Biz de halkýn hayatýný ve ulusal çýkarlarý göz önünde bulundurmalýyýz ve dünyayla adil, kalýcý ve sürdürülebilir iliþkiler kurabiliriz."