Küresel ısınma nedeniyle buzullar eriyor, okyanuslar ısındıkça genleşiyor ve deniz seviyesi her yıl biraz daha yükseliyor. Ancak araştırmacılara göre kıyı kentlerindeki asıl tehlike, bu yükselişin kara çökmesiyle birleşmesi. Münih Teknik Üniversitesi uzmanlarının çalışması, bazı bölgelerde kara çökmesinin deniz seviyesi artışının etkisini iki kattan fazla büyüttüğünü gösteriyor.
Yoğun kentleşmiş kıyı bölgelerinde göreli deniz seviyesi artışı yılda ortalama 6 mm’ye ulaşıyor. Bu oran, küresel ortalama olan yıllık 2,1 mm’nin yaklaşık üç katı. Okyanusların gerçek yükselme hızı ise yılda 3,15 mm civarında ölçülüyor. Yani bazı şehirlerde sorun yalnızca denizin yükselmesi değil; şehirlerin de aynı anda aşağı doğru hareket etmesi.
TEHLİKE KATLANIYORAraştırmanın başındaki Dr. Julius Oelsmann, kıyı bölgelerindeki riski anlamak için yalnızca okyanusların izlenmesinin yeterli olmadığını belirtiyor. Çünkü deniz seviyesi aynı kalsa bile, bir kentin zemini çöktüğünde o bölgede yaşayan insanlar için su baskını riski artıyor.
Bu nedenle bilim insanları, kıyı şehirlerinde “göreli deniz seviyesi” kavramına dikkat çekiyor. Bu ölçüm, yalnızca denizin ne kadar yükseldiğini değil, aynı zamanda karanın ne kadar çöktüğünü de hesaba katıyor. Özellikle büyük ve yoğun nüfuslu şehirlerde bu fark hayati önem taşıyor.
Araştırmaya göre deniz seviyesi artışı ile kara çökmesi birleştiğinde, fırtına, aşırı yağış ve dalga baskını gibi olaylar daha yıkıcı hale geliyor. Bir kentin tamamen su altında kalması gerekmiyor; birkaç milimetrelik ek yükselme bile alçak bölgelerde taşkın ihtimalini ciddi biçimde artırabiliyor.
ŞEHİRLER NEDEN ÇÖKÜYOR?Büyük kıyı kentlerinin çökmesinde insan faaliyetleri önemli rol oynuyor. En büyük etkenlerden biri aşırı yer altı suyu kullanımı. Kentler büyüdükçe içme suyu, sanayi ve tarım için yer altı kaynaklarına daha fazla yükleniliyor. Ancak yer altından çekilen su, zeminin dengesini bozuyor ve yüzeyin zamanla aşağı doğru oturmasına neden oluyor.